Bal tutanlar

SSK hizmette kalite ve sürat sağlayan bir uygulama başlatmış..

Haberin Devamı

SSK hizmette kalite ve sürat sağlayan bir uygulama başlatmış..

Diyelim ki ameliyat için SSK hastanesine başvurdunuz. Hastane size bir ay içinde gün yetmezse, anlaşmalı özel hastanelerin listesini verecek.

Siz de seçeceğiniz hastanede ameliyatınızı olacaksınız, hesabı SSK ödeyecek.

Hastayı beklemekten kurtaracağı ve hastaneler arasında rekabeti teşvik ederek hizmet kalitesini yükselteceği için alkışı hak eden bir icraattır bu.

Fakat Batılılara özgü bu yaratıcılık ve hizmet anlayışı, Türk işi siyasetin rant dağıtma merakı ile gölgeleniyor.

İstanbul'da 94 özel hastane SSK'ya başvurmuş, 8'ine "olur" verilmiş. Bunların dördü, "Sen-ben" diye nitelenebilecek parti yöneticisi kişilere, öteki dördü de "Bizim oğlan" denilebilecek türden yakınlara ait hastaneler..

Kafalar hep aynı
Çıkan sonuca "tesadüf" demek pek yerinde değildir, yolsuzluk ve kayırma devrinin kapanacağı hayalini kuranlar için "müessif bir tesadüftür.

Bürokrasinin partizanlaştığını seyredip icraatına şaşmak, bize özgü çelişkilerden biridir. Nihai onayı, AKP iktidarının SSK Sağlık İşleri Genel Müdürü koltuğuna oturttuğu Rüştü Karahan verdi. O da bekleneni yaptı!

"Bal tutan parmağını yalar" veya "Devletin malı deniz, yemeyen domuz" türü tekerlemeleri atasözü yapmış bir kültürün mağduru olarak yaşamaya daha ne kadar devam edeceğiz?

İktidarlar kamu kaynaklarını, kendi zenginlerini yaratmak için kullanmayı sürdürdükleri müddetçe kurtuluş yoktur.

İşte seçim yapıldı ve yeni bir iktidar iş başına geldi. Ama eski günahlar aynen devam ediyor.

AKP yerine ısındıkça, kendine güveni arttıkça daha fazlasını da yapacaktır.

Dokundurmazlar..
Çarenin şeffaflıktan yani "hesap verebilir olmak'tan geçtiğini herkes biliyor. Başbakan da biliyor. Milletvekili dokunulmazlığını sınırlandıracaklarını zaten bu nedenle seçimde vaat etmişti.

Ama şimdi yan çiziyor.

Bu hafta dokunulmazlık meselesi meclise gelecek ve pas geçecek!

Yargıtay C. Başsavcısı Nuri Ok'un önerisi beni güldürdü. Başsavcı Ok "Dokunulmazlıklar kaldırılsın ama uygulama, bir sonraki seçimde başlasın. Şimdikileri etkilemesin" demiş..

Seçimi kaybettikten sonra da dokunulmaz kalma isteklerini utanmadan telâffuz edebilen bir zihniyet, hiç böyle bir "tuzak"a düşer mi?

Düşmeyeceklerdir.. Eskiler gibi onlar da yolsuzlukların çamuruna, yani kendi kazdıkların kuyuya düşeceklerdir.

Tek kurtuluş bu meseleyi AB'nin ağırlığını koyarak çözmesidir.

"Zorla güzellik olmaz" derler ama Türkiye neredeyse hiçbir güzelliği zor olmadan hayatına geçiremiyor!

DİĞER YENİ YAZILAR