Bakın ve korkun

Tek bir fotoğraf, bir kuşağın tüm başarısızlıklarını ifade edebilir mi? Evet edebilir...

Haberin Devamı

Tek bir fotoğraf, bir kuşağın

tüm başarısızlıklarını ifade edebilir mi?

Evet edebilir.

Bazen bir resim koca bir savaşın haksızlığını, bir yaşamın adanmışlığını, bir zaferin, sevginin tüm ruhunu önümüze getirebilir.

Tıpkı manşetteki resim gibi.. O fotoğraf çok şey anlatıyor.

Resimde görülen gençle arkadaşı, Hrant Dink’in cenazesinde atılan “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz” sloganını protesto amaçlı bir eylem yapmak niyetiyle Iğdır’dan kalkıp İstanbul’a geldi.

Bereket yapılan ihbar zamanında yakalanmalarını sağladı. Savcı da eylem gerçekleşmedi diye ve herhangi bir örgütle bağlantıları bulunmadığını belirlediği için onları serbest bıraktı.

Bu iki genci yollara düşüren sebep Hrant Dink’in hayatına son veren ihanetin aktörlerini bir araya getiren amaçtan çok farklı değildir.

Tek fark, öbürlerini durduramayan ihbar, bunları durdurmuş, daha doğrusu kurtarmıştır.

Ama resmin yansıttığı yakıcı duyguları içerdiği talepleri ve işaret ettiği ciddi tehditleri iyi algılamak zorundayız. Ve geç kaldığımızın bilinci ile harekete geçmeliyiz.

Bahane olamaz ama...

Dünyayı sarsan Türkiye kaynaklı terör olayları, Trabzon’u dünya medyasının büyüteçleri altına soktu. Aşırı milliyetçiliğin yuvası haline gelmiş olduğunu söyledikleri Trabzon’da bir çok Türk kentini etkileyen yoksulluk, işsizlik ve fırsat eşitsizliğinin ezici ölçüde yaşandığını belirlediler.

Fakat Financial Times’ın yaptığı bir tesbit, vicdan taşıyan siyasetçiler için uyarıcı olmalıdır:

İngiliz gazetesi, Ankara, Kayseri, Konya gibi bir çok Anadolu kentinin çok canlı olduğunu, ancak Türkiye’nin 2002 yılından bu yana yaşadığı ekonomik canlanmanın bazı yerleri, bu arada Trabzon’u ıskaladığını yazdı.

İşsizlik ve onun yarattığı ümitsizlik, hiç bir suça, özellikle de terör suçlarına bahane gösterilemez ama ülkeyi yönetenlerin karar verirken bu gerçeği gözardı etmemelerinde zorunluluk vardır.

İyi eğitim alamadıkları için üniversiteye giremeyen, iş bulamadıkları için karamsarlığa düşen ve umutlarını yitiren genç insanlar, gerek ideolojik örgütlerin, gerekse mafya tipi örgütlenmelerin ağına kolayca düşebiliyorlar.

Gençlere ümit...

Suç oranları bir yıl öncesine göre yüzde 64 artmıştır. Bu ülkede her dört saatte bir cinayet ve tecavüz suçu işlenmekte, her 41 dakikada bir kapkaç olayı yaşanmaktadır.

Milliyetçilik adına eyleme geçenler, Türkiye’nin kurtarılmaya ihtiyacı olduğu için mi harcıyorlar hayatlarını? Hayır..

Kendilerinin sakınmaya değecek bir gelecekleri olmadığı için kolaylıkla tuzağa düşüyorlar. Sonra nefretle doldurulup pimi çekilmiş bir elbombası gibi patlayacak bir yer ve sebep arıyorlar.

Halbuki iyi bir eğitim alsalar, önlerinde ümit ve heyecan verici bir gelecek görseler aşırı milliyetçiliğin ulusal birliğe değil tam tersine “kahrolsun” dedikleri bölücü örgütlerin emellerine hizmet edeceğini bileceklerdir.

O resimde gördüğümüz öfke ve nefretin sebeplerini yok etmek zorundayız.

Ekonomik büyümeyi istihdam yaratıcı yatırımlar için değerlendirmekte gecikmek, eğitimi imam hatipler kavgasına feda eden ilkelliği ve “Allah ne verdiyse çoğalın” diyen ümmetçi nüfus politikasını sürdürmekte inat cinayettir!

DİĞER YENİ YAZILAR