Uzun zamandır aklımı kurcalayan soruyu Erkan Mumcu'ya nihayet sorabildim.
Bu genç siyasetçi AKP hükümetinde bakanlık koltuğu işgal ediyorken bir anda karar verdi, her şeyi bırakıp gitti.
ANAP'a Genel Başkan oldu ama başka biri, ANAP garantisini baştan almış bile olsa bakanlık koltuğunu feda etmezdi.
Konuşmakta bir an tereddüt geçirdi sonra:
"Yolsuzluklar yüzünden rahatsızlığım çok artmıştı. Daha fazla dayanamadım."
Siyasetçiler samimiyetlerini ancak eylemleri ile kanıtlayabilirler. Mumcu bu alandaki borcunu yerine getirmiş olduğu için desteği hak ediyor. Borcunu nasıl mı ödedi?
Eleştirisini çözüm formülü ile bütünleyerek..
Zırhlı bakanlar..
Önerisi son derece pratik ve yaratıcı bir çözümdür.
Fakat formülü, türban yasağını kaldırmak üzere önerdiği anayasa değişikliği çağrısına yönelen tepkilerin gürültüsünde kayboldu.
Tıpkı yeni cumhurbaşkanının iki turlu seçimle halk tarafından seçilmesi önerisi gibi..
Başbakan Erdoğan'ın seçimden önce verdiği söze rağmen milletvekili dokunulmazlıkları AB normlarının öngördüğü makul çizgilere çekilemiyor. Kamuoyundan gelen baskılar bile milletvekillerini ikna edemiyor.
Mumcu'nun çözümü, bu direncin aşılamayacağı gerçekçiliğine dayanıyor.
Milletvekillerinin değil, başbakanın ve bakanların dokunulmazlık zırhından çıkarılmalarını hedefliyor.
Çünkü ANAP Genel Başkanı'na göre yolsuzluk kamu rantının haksız dağıtılması ise bu kararlar bakanlıklarda kotarılıyor.
Milletvekillerinin bu tür olaylardaki rolü aracılıktan ibaret kalıyor.
Asli sorumlu durumundaki bakanlar kurulu üyeleri zırhtan arınıp hesap verecek konuma getirilecek olursa, yolsuzlukla mücadelede önemli bir aşama katedilecektir.
Haydi Başbakan
Anayasa'nın 100'üncü maddesindeki değişiklik için milletvekillerinin bahanesi kalmamıştır.
Şimdi tek sorun Başbakan'in onlara yeşil ışığı yakmasıdır.
Erdoğan, AKP'nin yolsuzluk ve yoksullukla mücadeleye adanmış bir iktidar olduğunu söyleyip duruyordu. Ama son günlerde türban, imam hatip ve kaçak Kuran kursu savunuculuğu dışında bir eylem ve uğraşını göremiyoruz.
Başbakan'in başka derdi kalmamış olabilir ama geçim derdi içinde yüzen yığınların, işsizlerin başka bir başbakanı yok. Bu taraflı ve rahatsızlık veren görüntüden uzaklaşması gerekiyor.
Yoksulluğun önemli bir nedeni yolsuzluktur. Yolsuzluğun panzehiri ise suç işleyenden hesap sormaktır.
Başbakan, rakipten geldi bahanesiyle bu öneriyi yok sayma yanlışına düşmesin.
Zaten son zamanlarda iktidarın yanlışları, doğrularından daha hızla birikiyor!
Bahane kalmadı
Uzun zamandır aklımı kurcalayan soruyu Erkan Mumcu'ya nihayet sorabildim
Haberin Devamı

