Bağırmaya gerek yok!

Doğru söz yüksek sesle söylenmese de anlaşılır. Başbakan üstüne üstlük tehdit ediyor! Bu çelişik tutum, sözlerinin gücünü artırmıyor, azaltıyor

Haberin Devamı

Doğru söz yüksek sesle söylenmese de anlaşılır. Başbakan üstüne üstlük tehdit ediyor!

Bu çelişik tutum, sözlerinin gücünü artırmıyor, azaltıyor.

Dün il başkanlarına hitap ederken YİMPAŞ etrafında yürüyen tartışmaların AKP’yi vurmaya yönelik kasıt taşıdığını iddia etti. Medyayı ve muhalefeti bir arada suçlamakla kalmayıp öfke içinde şöyle bağırdı:

“Hesaplarını iyi yapsınlar. Kaybeden kendileri olur!”

Bir tarihte Demirel, Fırat’ın kıyısında kaybolan bir koyundan bile başbakan olarak sorumlu olduğunu söylemişti.

O kadar abartmayalım ama din sömürüsü ile gurbette milyarlarca euro parası dolandırılan yüz binlerce gurbetçinin azabından iktidarı değilse kimi sorumlu tutacağız?

Medyanın araştırmaları, halkın din duygularının ne kadar şeytanca kötüye kullanıldığına her gün yeni bir ibret üretiyor. Bugün Birand’ın 32. Gün programında “Faiz yemek, Kâbe yolunda anne ile zina etmekle eşdeğerdir” diyen bir hokkabazın bandı yayınlanacak.

İnsanların Allah inancını böylesine aşağılık vehimler uyandırarak sömüren ve paraları ile beraber tüm geleceklerini çalan hırsızlara dört yıllık AKP iktidarı zamanında Başbakan, tehdit savuracağına ne yaptıklarını söylesin.

Şimdi rezalet ayyuka çıkınca “Tefecileri bulup bize iftira ediyorsunuz” diyor. Bunların tefeci olduklarını zamanında açık açık söyleseydi kanun bu dolandırıcıların yakasına yapışmakta bu kadar gecikmezdi. İhmali, onlara örtülü koruma sağlamıştır.

Başbakan medyayı susturamaz. Bu vebalden tek kurtuluş yolu meclis araştırma komisyonunun önerisini yerine getirmektir:

Holdinglere para kaptıranların listesi çıkarılacak ve elde kalan şirketler dürüstçe işletilecek.

Tabii ki operasyon derhal başlayacak ve ehil kayyumlar eliyle yürütülecek!

*****

Mücadele böyle mi olur?
Gebze’de ortaya çıkan akaryakıt yolsuzluğunun seyir defterini hatırlayalım:

Benzine karıştırılacak maddenin boya hammaddesi diye ithaline gümrük memurları izin vermiyor. Yukardakiler bastırıyor, memurlar şikâyet ediyor fakat ihbar işleme konmuyor.

Sonra örgütlü kaçakçılık bir şekilde müfettişlerce ortaya çıkarılıp savcılığa intikal ettiriliyor. Ardından ne oluyor?

Teftiş Kurulu Başkanı ve müfettişler disiplin cezasına çarptırılıyor. Teftiş Kurulu Başkanı görevden alınıyor.

Disiplin kurulu toplantısında Müsteşar Vekili’nin görüşlerine karşı çıkan Muhafaza Genel Müdürü de derhal görevinden alınıyor.

Devlet Bakanı Tüzmen, Müsteşar Vekili hakkındaki iddialarla ilgili soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar veriyor.

Başbakan Erdoğan dün “Yolsuzlukla mücadele dedik, mücadele vererek gidiyoruz” diye övünürken bunlar aklıma geldi.

Yolsuzlukla mücadele eden kamu görevlilerinin siyasetçiler tarafından cezalandırıldığı bir iklimde hırsızlar azalır mı, yoksa azar mı?

DİĞER YENİ YAZILAR