Bağımsızdı rahmetli...

Haberin Devamı

Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisinin son günü yaşanan bürokrasi depreminin şokunu başkent henüz atlatamadı.

İlk raporun tespit ettiği hasar, bağımsız kurulların yıkılmasıdır!

Başta muhalefete mensup siyasetçiler olmak üzere bürokrasi takımı ve medya enkaz altında canlı kalmış mı, ona bakıyorlar sanki!

İki ay önce çıkardığı KHK’larla üst kurulların bağımsızlığına noktayı koyan hükümet, son KHK’larla bu yapıları ilgili bakanlara bağlı hale getirdi.

Kamu İhale Kurulu ve Rekabet Kurulu tümüyle değişti, yöneticileri görevlerinden alındı.

Yeni üyeler bakan tarafından atanacak.

Böylelikle kurul talimat alan bir merci haline gelirken kontrol bakanın eline geçmiş olacak.

Dün belirttiğimiz gibi kanun hükmünde kararname (KHK) parlamenter demokrasilerde sık başvurulan bir yönetim aracı değildir.

Çünkü bu uygulama yasamanın, yani TBMM’nin işlev ve yetkilerinin hükümet tarafından üstlenilmesi gibi bir sonuç doğurduğu için demokratik işleyişe ve güçler ayrılığı ilkesine ters düşüyor.

AKP denetimin hiçbir türünden hoşlanmıyor. Hiçbir hukuki ve idari denetime tabi olmak istemiyor.

Savunmak zor olsa bile böyle bir istek iktidar tarafından dile getirilebilir. Ama toplumun ikna edilmesi gerekir. Bunun zemini de Millet Meclisi’dir.

Yolsuzluklardan çok çekmiş bir ülke olarak bağımsız bir Kamu İhale Kurumu’nun varlığı, vazgeçilmez bir savunma tedbiridir. Zaten bizdeki iktidar yarışlarının temelinde devlet ihalelerinin dürüst yapılmasını isteyenlerle devlet parasını yandaşlara dağıtan bir düzen kurmak amacında olanların rekabeti yatmıyor mu?

Şunu diyenler çıkabilir:

“Yeni düzen, siyasi parti üyesi olan ve seçimde adaylığını koyan kişilerin kurul üyesi olmasını önlüyor; fena mı?”

Elbet fena değil. Ama yolsuzluk iddialarına resen el koyma yetkisinin kuruldan geri alınması, açıklanmaya muhtaç bir yeniliktir.

Toplumun aydınlanmaya ihtiyacı var. İktidar çıkardığı KHK’ların amacı hakkında halkı aydınlatmıyor.

Bu ihtiyacı muhalefet partilerinin karşılaması lâzım. Ama CHP Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açmanın yeterli olduğunu sanıyor.

Ana muhalefet yönetimi, halka mal edilmemiş hiçbir bilginin siyaset malzemesi olamayacağını hâlâ kavramış değil.

Kamu ihalelerinin bağlı olduğu düzen, bu yüzden sahipsiz bir cenaze gibi kaldırılıp gömüldü. Başımız sağolsun!

Bedelli ama herkese!

Bedelli askerlik tartışması, iyi haber bekleyen yüz binlerce genci yine umuda sevk etti.

Bakalım bu defa mutlu bir son yaşayacak mıyız?

Siyasetin bedelli rejimine sahip çıkmasının yarattığı gürültü, askerden gelen itirazları bastırıyor şimdilik.

Bu kabulleniş anlamına gelir mi?

Bilmiyoruz ama kalıcı ve adil bir rejim kurulmalıdır.

Yaş durumu ile sınırlanmamalıdır bedelli askerlik hakkı.

Askerden kaçmakta ne kadar başarılı olmuşsan o kadar avantajlı sayılmak devlete yakışacak ölçü değildir.

En iyisi askerliği gönüllülük esasına oturtmak, bedeli de olabildiğince yüksek tutmaktır.

Bu sayede bir yandan profesyonel orduya geçiş programının, bir yandan da yeni teknoloji silâhlar edinmenin ihtiyaç doğuracağı mali kaynak yaratılır.

Artık büyük ordu değil etkili ordu lâzım.

Yeni silâhları en yüksek verimle kullanan profesyoneller yani...

Varacağımız son hedef budur.

Yolu uzatıp boşa vakit sarfetmeyelim!

DİĞER YENİ YAZILAR