Yargıtay-MİT-mafya ilişkileri ekseninde kopan fırtınanın tozu dumanı arasında esası kaybettik.
Değişik çevreler bu kargaşadan kendi amaçlarına hizmet edecek sonuçlar çıkarmaya ve kamuoyunu o yönde oluşturmaya gayret ettiler.
Oysa sorun, istismara alet edilmeyecek, toz duman içinde kaybedilmeyecek kadar önemli idi.
Çünkü çare üretmek için gerçek sorunun kirli hesaplardan temizlenerek netleştirilmesi gerekiyordu.
Bunu ancak siyasi hesabı olmayan, temiz ve bağımsız vicdana sahip, toplumun güven ve saygı duyduğu biri yapabilirdi.
Cumhurbaşkanı Sezer, ancak kendisinin yerine getirebileceği bu misyonu nihayet gerçekleştirdi.
Jandarma Genel Komutanlığı' ndaki devir-teslim töreni ardından görüşünü soran gazetecilere düşündüklerini açıkça söyledi.
Cumhurbaşkanı, Yargıtay Başkanı Özkaya'ya haksızlık yapıldığına inanıyor. İşte sözleri:
"İlk haber villa bağışı diye çıktı. Öyle olmadığı anlaşılınca, ertesi gün malzeme bağışı dendi. Onun da doğru olmadığı anlaşılınca konu başka yerlere çekildi. Olmuyor. Olmuyor.."
Bu uyarı, bulanık suda balık avlayan çevrelerin bilerek veya farkında olmadan peşine takılanları acaba uyandırır mı? Bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz şu ki, Yargıtay Başkanı'na rüşvet şüphesi atfedenlerin kendisine özür borçları vardır. Yargıtay Başkanı da, yargıyı etkilemesi konusundaki isteği reddetmekle beraber bir suçluyu koruma talebine muhatap olmanın yanlışını kabul etmek zorundadır.
Yolu temizlemek..
Bu uzlaşma bir an önce sağlanmalı ki asıl mesele gündeme gelsin.
Kaçak mafya lideri Çakıcı'nın kaçacağını devletin tüm güvenlik kurumları biliyordu.
Çakıcı böyle bir durumda kaçamayacağına göre kaçırılmıştır.
Kimler, niçin kaçırmıştır?
Bu sorunun cevabını aramaya ne zaman başlayacağız?
Yakalım şu ateşi
İngiliz The Guardian Gazetesi, olimpiyat şampiyonu olan İranlı halterci Rızazade'ye Türkiye'nin 10 milyon dolar teklif ettiğini yazdı.
Yani Rızazade teklifi kabul etse Türkiye 10 milyon dolara bir olimpiyat altını satın almış olacaktı.
Halter Federasyonu reddetti ama bu iddia bize yakıştrılacaktır.
Çünkü daha önce yaşanmış örnekler var.
Çünkü Türkiye'nin bir gençlik ve spor politikası olmadığı için gelen iktidarlar hak edilmemiş altınları para ile satın alma kurnazlığını hep yapıyor.
Oysa on altının parası ile başlayacak adımlar bile en çok iki olimpiyat sonra bizi de Yunanlılar gibi pistlerde, havuzlarda onurumuzla kazanacağımız altınlara ulaştırabilir.
Ama bunun için önce gençlerine güvenen, onlara karşı sorumluluk duyan sportmenlik ruhunu uyandırmak lâzım.
Olimpiyat altını için dışardan şampiyon devşirecek yerde olimpiyat ateşini bu ülkede yakacak inanç, akıl ve yürek lâzım.
Bulabiliriz bunları. Yakalım artık şu ateşi..
Bağımsız vicdan
Yargıtay-MİT-mafya ilişkileri ekseninde kopan fırtınanın tozu dumanı arasında esası kaybettik
Haberin Devamı

