Başbakan bağcıyı dövmektense üzüm yeme amacına yürümenin her zaman daha akıllı bir tercih olduğu söyler.
Ama bu faydacı ilkeyi kendi partisinde yaşattığını düşünmüyorum.
Mesela Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın türbanla ilgili yüksek mahkeme kararlarına yönelik sistematik ihlâller karşısında uyarıda bulunması “üzüm yeme“ tercihidir.
AKP takdir edecek yerde ateş püskürdü.
Ortada birçok yüksek mahkeme kararı bulunuyor. Daha iki yıl önce türban yasağını kaldıran bir yasa Anayasa Mahkemesi’nden dönmüştür.
İktidarın desteğinden cesaret alan YÖK Başkanı mahkeme kararlarını paspas gibi çiğniyor, adeta akrobasi yapıyor.
AKP kurmayları, muhalif partilerle pazarlık yaparken, türban serbestisinin üniversite ile sınırlı kalmayacağını ağızlarından kaçırıyor.
Başbakan, bir parti kurucu üyesinin “Türbanlı milletvekili ne zaman?” sorusuna “biraz daha sabır” tavsiyesi ile cevap veriyor.
Bu tartışma, kamu düzenini bozan kışkırtmaları davet ediyor.
Uyarıya aşırı tepki
Bakın, türban zorlaması ilköğretim okullarına kadar indi.
Üniversitelerde polislerin zora başvurmasına sebep olan gerginlikler yaşanmaya başladı.
Niyeti bağcıyı dövmek olan bir Yargıtay C. Başsavcısı böyle bir durumda uyarma zahmetine girmez, belki doğrudan kapatma davası açardı.
Çünkü kamu düzenini korumak adına izlediği, denetlediği iktidar partisi, yakın zaman önce “laikliğe aykırı eylemlerin odağı” haline geldiğine Anayasa Mahkemesi tarafından hükmolunan bir partidir aynı zamanda.
Dolayısıyla yetkisini kapatma davası açmaktan değil de uyarıda bulunmaktan yana kullanması, onun hassasiyetini övgüye değer kılıyor.
Fakat Başsavcı Yalçınkaya hakaret kokan eleştirilere hedef olmuştur. Partilerden gelenler neyse de TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in köpürmesini anlamak mümkün değildir.
Meclis Başkanı Şahin, Başsavcı’nın TBMM’ye talimat vermeye yeltendiğini iddia ettikten sonra “Bildiriyi derhal geri çekmesini, Türk Milleti’nden ve onun temsilcisi TBMM’den özür dilemesini bekliyorum” demiştir.
Bu sözler, üstü örtülü tehdit içeriyor. Başsavcı özür dilemezse Meclis Başkanı ne yapacak?
Hukuku çiğnemeden
Evet yasalar, Yargıtay C. Başsavcısı’na böyle yazılı uyarıda bulunma görevini açıkça yüklemiyor. Ama “Uyarı yapılamaz” da demiyor.
Nitekim AKP hakkında daha önce görülen kapatma davası açılmadan az önce böyle bir uyarı Başsavcılık makamından yine gelmişti.
Çünkü Başsavcı’nın asıl görevi anayasal düzeni korumak, kamu düzenini gözetmek, bu bağlamda siyasi partileri denetlemektir.
Doğru gitmeyen bazı işler varsa, kamu düzeninin bozulacağı sinyalleri alınıyorsa Başsavcılık bunları görmezlikten gelemez.
Yani Başsavcı’ya veya makamına yönelik eleştirilerin anlamı eğer Başsavcı’yı görevini yapmaktan caydırmaksa -ki öyle görünüyor- bu hareketleri demokrasiyi ve meclis iradesini savunmakla açıklanmak mümkün değildir.
Türban yasağı kalkacaksa bunu demokratik, laik hukuk devletine zarar vermeden başarmanın yolunu mutlaka bulmalıyız.
Yasaları ve yüksek mahkeme kararlarını çiğneyen oldu bittilerle özgürlüğe varılmaz, cehenneme gidilir!
Bağcıyı dövmeyin
Haberin Devamı

