Azil çare değil!

Haberin Devamı

“Eğer gelişmeler öngörülebilir nitelik taşıyorsa orada istikrar vardır.”

Ülkelerdeki siyasi istikrar durumu bu bakışla değerlendirilir.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile eski Müsteşar ve yardımcısını ifade vermeye çağıran, ama davete mazeretsiz uymadıkları için haklarında yakalama emri çıkartan Özel Yetkili Savcı Sadrettin Sarıkaya yürütmekte olduğu KCK soruşturmasındaki görevinden alındı.

Yargı bağımsızlığını adaletin güvencesi olarak görenler açısından onaylanacak bir karar değildir bu ama kamuoyunda sürpriz etkisi de yaratmamıştır.

Çünkü MİT Müsteşarı’nın şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldığı gün, bu konuda akıl yürütebilecek durumda olan herkes Sarıkaya’nın sonunun “azil” olacağını görmüştü.

Yani tahminleri tutmuştur.

Trajikomik bir çelişki doğmuştur.

İstikrarın her durumda iyi bir şey olduğunu eskisi kadar iddia ile savunabilir miyiz artık?

Haklı uyarılar

Biliyorsunuz, MİT’çilerin ifadeye çağırılmasından doğan krize önceki gün MİT Yasası’nda yapılması öngörülen bir değişiklik teklifi ile çare üretildi.

Özel yetkili mahkemelerin görev alanına giren suçlar söz konusu olduğunda MİT yasası yeterli korumayı sağlamadı çünkü.

Meclis’te bu hafta yasalaştırılacak teklifin bütün açık kapıları kapatarak MİT’çilere ve Başbakan’ın özel göreve tayin ettiği kişilere tam bir dokunulmazlık getireceği hesap ediliyor.

Ama CHP lideri Kılıçdaroğlu, MİT görevlileri yanında Başbakan tarafından atanmış özel görevlileri de yargıdan kaçıracak hükme dün itirazda bulundu.

Bu maddenin “Başbakan’a özel çete kurma izni” vermek demek olacağını savundu.

Meclis’teki çoğunluğu kendisine her yasada istediği değişiklikleri yapma imkânı tanıdığı halde, iktidarın “terörle müzakere” suçlamaları karşısında kendini güvende hissetmediği belli oluyor.

Yetkileri ile ilgili yorumu yüzünden olay yaratan Özel Yetkili Savcı Sarıkaya’nın KCK soruşturmasından alınmasına rağmen CMK’da da ilâve koruyucu önlemler için düzenleme yapılmasının gerektiği dün iktidar çevrelerinde konuşuluyordu.

Uyanma zamanıdır

Aslında hukuka ve akla ters arayışlardır bunlar.

Temeli hatalı bir yapının üst katlarında alacağınız tedbir yıkımı önlemez.

Sorun, sıkıyönetim mahkemeleri ile devlet güvenlik mahkemelerinin daha da beteri olan özel yetkili mahkemelerdir.

CHP lideri Kılıçdaroğlu dün kulak verilmesi gereken bir uyarı yaptı:

“AKP yarattığı canavardan kurtulmaya çalışıyor ama hukuku dolanarak bu iş olmaz!”

Yargının bağımsız olduğunu sınamaya kalkışacak her savcıyı azlederek, başına dert açan görevliler için “kişiye özel yasalar” çıkararak nereye kadar gidebiliriz?

Aklın yolu birdir demişler.

Burada da iktidara düşen, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını adalet ve demokrasi için mecburiyet sayan görüşleri ciddi olarak dinlemek, irdelemek ve karar verirken, bu mahkemelerin sağladığı menfaatleri artık elinin tersi ile itme vaktinin çoktan geldiğini, hatta geçmekte olduğunu görmektir.

Bir VATAN okuru dün internette “özel yetkili canavar, ortada muhalif kalmadığı için yandaşları yemeye başladı” diye yazıyordu.

İktidar uyanırsa yaşadığımız devlet krizi hayırlara vesile olabilir!

DİĞER YENİ YAZILAR