Halkın yüzde 60'ı seçimdeki baraj engeli nedeniyle parlamentoda temsil edilmiyor.
CHP bu mecliste, partileri dışarda kalmış yığınların da desteğini alan bir muhalefet olabilirdi. Ve CHP Kurultayı büyük umutların, heyecanların da kaynağı olurdu. Olamadı.
Çünkü manzara eski tas, eski hamamdır.
Değişim projelerinin yarışacağı bir kurultay değil, yine adamların, grupların birbirlerini yiyecekleri bir mücadele izleyeceğiz.
Sürekli kendini tekrar eden bu oyundan halk bıkmıştır.
Oysa Kemal Derviş bir fırsattı. CHP'nin ideolojik berraklık sorunu yaşadığını söyleyen ve çıkış yolunu "Atatürkçü gelenekle çağdaş sosyal demokrat değerlerin sentezi" olarak gösteren Derviş bir beklenti yaratmıştı.
Ama sistem bütünlüğü taşıyan bir proje sunamadı. Sözleri "hayırdır inşallah" dedirten düşler düzeyinde kaldı.
Cumhuriyetin eşitliğini demokrasinin özgürlüğü ile birleştiren, piyasa ekonomisini, üretimi, rekabeti, kazancı savunan, tüketici haklarına ve çevreye duyarlı, devleti ahlâksızlıktan ve pahalı hantallıktan kurtarmayı amaç edinmiş bir sol partiye ihtiyacımız var.
CHP bugün böyle bir parti değil.
Batı Avrupa'nın solundan etkilenmeyenleri, komünist rejimlerden kurtulan Doğu Avrupa ülkelerinin on yıllık büyük serüvenleri bile değiştiremediyse bu halk CHP'ye bakıp niçin umutlansın, heyecanlansın?
Oysa değişmek CHP'nin tercihi değil mecburiyetidir. CHP bütün varlığını AKP'ye alternatif olma çabasına, cesaretine ve yaratıcılığına adamak zorundadır.
Geçmişe dönük hesaplaşmalara, kısırlığına ve silbaştan denemelerinin beyhudeliğine CHP kendini feda edemez.
Çünkü bu, ülkeyi AKP'ye teslim etmek olur, demokrasiye kıymak olur!
AKP'nin fikri, zikri
İktidar sözcülerinin savunmaları, eylemleri ile ve bazı "samimi itirafları" ile çelişiyor.
İmam hatip tasarısını iktidarın, bir uzlaşma zemini bulmak için alt komisyona çektiğini sandı çoğumuz. Ama Milli Eğitim Bakanı Çelik, partili arkadaşlarına şunu dedi:
"Geri adım diye bir şey yok. Sadece tepkilerin önünü almak için yaptık.."
Üniversitelerle ve TÜBİTAK'la savaş devam ediyor. Yandaşları iktidarın nimetlerinden yararlandırma çabaları sürüyor.
Kanlıca'daki 200 dönümlük Mihrabad Korusu'nu kiralayan Hicaz Turizm, Büyükada'daki ormana dayalı, denize sıfır, 30 dönümlük kampı da kiraladı.
Şirketin 300 yataklı bu tesiste "tesettür turizmi" yapacağı iddia ediliyor.
Bu "inanç özgürlüğü"nün kullanılması mıdır, yoksa dine dayalı bir yaşam biçiminin önce yerleştirilmesi, sonra şartlar oluşunca dayatılması niyetinin işaret fişeği mi?
Kim bilir, belki de AKP'nin başındaki değişim iradesinin, henüz uzuvlara hükmedemeyişinden doğan bir "çifte kişilik" sorunu..
Tayyip Erdoğan bu karışıklığı önlemelidir.
"Tavşana kaç, tazıya tut" siyaseti, siyasetlerin en kötüsüdür!
Aynı terane
CHP bu mecliste, partileri dışarda kalmış yığınların da desteğini alan bir muhalefet olabilirdi. Ve CHP Kurultayı büyük umutların, heyecanların da kaynağı olurdu. Olamadı
Haberin Devamı

