Gerçeklerle yüzleşmek belki bazen can sıkıcı olur ama katlanmak lâzım.
Çünkü yararlarını feda etmek aklın harcı değildir.
Medeni insanlar yenilenme imkânını bu sayede elde ediyorlar.
Biz milletçe eleştiri duymak istemeyen bir tabiata sahibiz.
Bu alışkanlık yüzünden, girdiğimiz krizleri dibe vurmadan atlatamıyoruz.
İktidar kendine özgü bir üslup uyguluyor.
Muhalefetin her eleştiri ve önerisine tepki vererek, yerleşmiş demokratik kuralları hiçe sayarak bildiğini okuyor. Ama bunlar “inadına” yapılmış işler oluyor ve beklenen yararlara hizmet etmiyor.
Yüksek yargıyı kontrol etmek uğruna referandumla yeni bir HSYK yaratıldı. Ama birkaç yılda eskidi, şimdi yenisi için mücadele ediliyor. Meclis karşıt vekillerin tekme tokat dövüştüğü bir arenaya dönmüş durumda.
İtibarlı The Economist dergisi yeni sayısında “Türkiye Başbakan Erdoğan’ın otoriter yaklaşımıyla artık geriye doğru gidiyor” diye yazdı.
Bir yılda ne oldu?
Dergi ülkenin son bir yıl içinde protestolara, yolsuzluk skandallarına polis ve yargıdaki tasfiyelere, dış komplo paranoyasına, ekonomik durgunluğa ve toplumun İslâmlaşmasına tanıklık ettiğini belirtiyor.
Başbakan’ın yargıyı kontrol çabasını da AB üyeliğine şu sözlerle bağlıyor:
“Türkiye’nin AB’ye üyelik şansını tehlikeye sokuyor!”
Atlantik ötesinden tutulan bir ayna da memnun edici olmayan tespitlere yol açtı.
Orta Asya-Kafkaslar İpek Yolu Araştırmaları Programı ev sahipliğinde Washington’da buluşan uzmanlardan Türkiye uzmanı Alan Makovsky “Erdoğan sonrası” olasılıkları ve bunun sonuçlarını değerlendirdi.
Amerikalı uzmana göre Gezi Parkı protestoları ve aralık ayındaki rüşvet ve yolsuzluk operasyonu, Başbakan Erdoğan’ın konumunu bir yıl öncesine göre zayıflatmıştır.
Erdoğan’ın gücünü artırma çabası otoriterleşme hızını da artırmıştır.
Koalisyon çatladı
Ondaki bu değişim Cumhurbaşkanı Gül ve Gülen dâhil, içinde bulunduğu muhafazakâr koalisyonun unsurlarını kendisine yabancılaştırmıştır.
Kavga artık açığa çıkmıştır ve gittikçe şiddetlenecektir.
Washington’daki konferansta Makovsky “Türkiye’nin Orta Doğu’da bir model olması fikri, geri dönülmez bir şekilde zarar görmüştür” dedi.
ABD’nin Türkiye beklentilerini de şu şekilde sıraladı:
“Daha fazla basın özgürlüğü, gerçek hukuk devleti, daha az mezhepçi yaklaşım, Mısır’la yeniden yakınlaşma, Filistin Devlet Başkanı Abbas’a daha fazla ağırlık verip Hamas’tan uzaklaşma ve son olarak da İsrail’e karşı düşmanlığa son verilmesi..”
Aynaya kızmayalım!
Aynaya kızılmaz
Haberin Devamı

