Genel seçime 11 ay var. Seçmen eğilimleri daha çok değişebilir ama anketler her zaman ilgi çekicidir.
ODAK Araştırma adlı kuruluşun “Aralık ayı durumu”nu gözleyen çalışması, sadece üç partinin barajı aşarak meclise girebileceklerine dair bir fotoğraf koyuyor önümüze.
Kararsızlar dağıtıldığında şu tablo çıkıyor:
AKP yüzde 36,2; CHP 22,9; MHP 12; DYP 5,9; ANAP 3,9; DTP 5,7; GP 1,8; SP 2,4; DSP 3.
ODAK’ın bir önceki anketine bakıldığında AKP’nin dört aylık dönemde 7 puan, MHP’nin ise 3 puan gerilerken CHP’nin 2 puan ilerlediği görülüyor.
2007’nin öngörüleri, iktidar partisindeki erimenin süreceğini, hatta cumhurbaşkanlığı seçiminde krize yol açan hatalar yapıldığı takdirde AKP’nin dramatik kayıplara uğrayabileceğini düşündürüyor.
Ama şunu sormak lâzım:
Bu beklenti gerçekleşse bile AKP’den uzaklaşanlar acaba merkez sağın iki önemli partisi DYP ve ANAP’ı ayrı ayrı barajdan aşıracak sayılara ulaşabilir mi?
Halk proje bekliyor
Seçime uzanan ayları böyle bir beklenti içinde harcamak bizce ölümcül bir basiretsizlik olur!
Barajı aşma sorunu yaşamayan partilere düşen sorumlulukları yerine getirmek dışında DYP ve ANAP’nın öncelikle bu meseleyi çözmeleri gerekecektir.
Araştırma, seçim şansını doğrudan etkileyecek toplumsal hassasiyetlere de ışık tutuyor. Meselâ tehdit oluşturan sorunlar 100 üzerinden şu puanlarla sıralanmış:
Bölücülük 30,4; fakirlik-işsizlik 16,8; dış borç 13; irtica-dini kadrolaşma 10, AB süreci 7,6 ve ötekiler...
Partilerden hangisi bu tehdit unsurlarına karşı gerçekçi ve inandırıcı projeler üretebilirse başarıya o kadar yaklaşacaklardır.
Seçim ortamını yine en çok yolsuzluk iddiaları ve sistemin yolsuzluklar karşısındaki çaresizliği etkileyecektir.
Her dört kişiden üçü, milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılmasını istiyor. Bu alandaki sözünü tutmadığı için AKP’nin özellikle okumuş seçmen katında ciddi sorun yaşayacağı anlaşılıyor.
Fark yaratan kazanır
Araştırmanın hatırlattığı önemli bir diğer sorun da parti içi demokrasinin işlememesinden kaynaklanan hoşnutsuzluğun yaygınlığıdır.
Parti içi demokrasi olduğuna inanmayanların oranı üniversite mezunu seçmenler arasında yüzde 70’i bile aşıyor.
Bu sorun sadece AKP’de önemsenmiyor. Orada da parti içi demokrasi var olduğu için değil tabii, iktidar nimetlerinden yararlananların bu eksikliği mesele yapmamasından...
Adaylarını yerel örgütlerine seçtiren partilerin şansı, liderin tepeden inme liste hazırladığı partilere oranla belli ki daha yüksek olacaktır. Bu gerçeği gören partiler kazançlı çıkacaktır.
Tabii en kötü ihtimal, halkın eğilimlerine toplu olarak sırtlarını dönerek bildiklerini okuyan sulta meraklısı liderler çağının bu seçimde de değişmediğini görmektir.
Tanrı bizi korusun!
Aynaya bak!
Genel seçime 11 ay var. Seçmen eğilimleri daha çok değişebilir ama anketler her zaman ilgi çekicidir
Haberin Devamı

