Toplumdaki kutuplaşma bizi korkutmalı mı? Hayır...
Demokrasi güvencede ise korkmaya gerek yok!
KONDA’nın dün Radikal’de yayınlanan araştırması, Türkiye’de üç kümenin oluştuğunu gösteriyor.
“Modernler” toplumun yüzde 30,8’ini “gelenekselci muhafazakârlar” -ki bu grup çiftçi ve esnaf ağırlıklı- yüzde 32,8’ini “dinî muhafazakârlar” ise yüzde 36,5’ini oluşturuyor.
Bu toplumsal ve siyasal kümelerin kutup olmanın davet ettiği tehlikelere hedef olmadan yaşadığını -çok şükür- hâlâ söyleyebiliyoruz.
Tüm toplumsal kümeler, ülke ortalamasına yakın oranlarla İstanbul’da bir arada yaşıyorlar.
Yani İstanbul ülkenin aynası gibi.
Bu ayna ne zaman ve nasıl kırılır?
Son iki günde kentin farklı mekânlarında yer alan etkinlikler, çok kültürlü toplumun özgürlükten yana bir sorunu olmadığına tanıklık ediyor.
Sakat zihniyet...
Geçen akşam şarkıları ve üyeleri ile sol görüşün temsilcileri olan Grup Yorum’un konserine İnönü Stadı’nda 55 bin kişi eşlik ederken gitar efsanesi Eric Clapton ve rock müziğin unutulmaz isimlerinden Steve Winwood Kuruçeşme Arena’da binlerce hayranını mutlu ediyordu.
Abdi İpekçi Spor Salonu’nu zınga zınk dolduran insanlar da kendi çizgisinin radikali sayılan Cübbeli Ahmet Hoca’yı dinliyordu...
Çoğulu oluşturan unsurların sigortası çoğulculuktur.
Tehlike, bir yaşam tarzının baskın çıkmaya kalkması, ötekine hayat hakkı tanımamasıdır.
Türkiye’nin AKP iktidarı döneminde içine sürüklendiği tedirginliğin sebebi çoğulculuk yerine çoğunlukçuluğun demokrasi zannedilir hale gelmesidir.
Hukukla, yargıyla kavgası olanların hukukla barışık olması mümkün değil.
Kendi aldığı oyu milli irade kabul edip muhalefetin toplamda daha yüksek tutan oy oranını milli irade saymayan bir zihniyet bugün iktidardadır.
Seçim sisteminin cilvesinden ileri gelen adaletsizliğin mecliste sağladığı gücü AKP iktidarı, güçler ayrılığına dayalı sistemi yıkmak amacında kullanıyor.
Endişe haksız mı?
Yargının bağımsızlığını umutsuzca savunan iç kale (yüksek yargı) düşürüldüğü takdirde çoğulculuğun güvencesi olan demokrasi de tehlikeye düşecektir.
Çünkü yargının bağımsızlığını kaybettiği bir yerde kanun olur ama hukuk olmaz. Hukukun üstünlüğü hiç olmaz.
Öyle bir iklimde Üç İstanbul bir arada yaşayamaz.
Türk halkının son zamanlarda “eksen kayması”ndan korkmaya başlaması sebepsiz değildir.
Bağımsız yargıyı kontrol altına alma çabalarının üstüne Türkiye’nin yüzünü özgürlükçü Batı’dan baskıcı rejimlerin coğrafyası Doğu’ya çevirdiği şüphesini davet eden olaylar peş peşe gelmiştir.
Toplumun sahip bulunduğu değerleri kaybetme korkusu duymaya başlaması doğaldır.. Endişelenmek insanların hakkı.
Demokrasinin iktidara yüklediği sorumluluk, kaybettiği güven duygusunu halka yeniden kazandırmaktır.
AKP bunu yapamıyor.
Şikâyet edenleri, hakaretamiz suçlamalarla susturmaya çalışıyor.
Halka korkmakta ne kadar haklı olduğunu muhalefet bile bu kadar etkileyici anlatamaz!
Ayna kırılmasın
Haberin Devamı

