On binlerce insan İmar Bankası'nda batan parasını kurtaracağı müjdesini verecek bir haberi duymanın azaplı bekleyişi içinde geçiriyor günlerini.
Bu insanların çoğu dullar, emekliler, yetimler.. Aylık gelirleri 300-400 milyon lira. Babadan, kocadan kalmış 10-15 milyar lirayı, gelirlerine destek olsun diye en yüksek faizi verdiğini ilân eden bankaya yatırmışlar.
Yani onların yüksek faiz arayışı ihtiras değil, kelimenin tam anlamıyla ihtiyaç!
Şimdi birçoğumuz "Bu kadar yüksek faiz veren bankanın riskli olduğunu bilmeleri gerekirdi. Kumar oynayan kazanır da, kaybeder de.." diyoruz.
İyi ama bankacılık, kamu otoritesinin denetlediği, garanti ettiği bir alan değil mi?
İmar Bankası yüksek faizle "gel gel" diyen reklâmları açık açık yapmadı mı?
Kumar varsa, sorumlusu BDDK değil mi?
Görev ihmalinin yarattığı mağduriyetleri gidermek devletin borcu değil mi?
Gâvur eziyeti bitsin
Tüm mudilere, kayıtlı veya kayıt dışı ayırımı gözetilmeden paralarının ödenmesi, devlet olmanın sarfadır.
Üstelik makul bir faizi de esirgemeden..
Buna gelen itiraz şudur: "Bankayı batıranların, kendi adamları adına hayali hesaplar açtıklarından şüphe ediliyor. Suç işleyenlerin cebine bir de para mı konulsun?"
Doğrudur.. BDDK yirmiden fazla bankaya el koydu ama kayıt dışı üç kâğıdı ile ilk kez karşılaşılıyor. Ama bu karambolda gol yememenin çaresi mağdurlara karanlığın işkencesini çektirmek değildir.
Bilenlere danışılırsa çıkış bulunabilir: Meselâ BDDK bütün gücünü mudilerin listesini çıkarmaya yoğunlaştırsa, bilgisayar dökümünden şüpheliler kolaylıkla saptanabilir, işi, gücü, hatta adresi olmayanlar elenir.
Biraz daha zaman alacaksa alsın..
Çünkü asıl korku, kayıt dışı hesaplara para ödenmeyeceğidir. Banka kayda geçirdi mi, geçirmedi mi; bunu insanlar bilmiyor. O yüzden de herkes parasını kaybedeceği korkusunu yaşıyor.
Bu da bir tür işkence
BDDK öncelikle, kayıtlı olsun olmasın bütün mudilerin faiz kaybına uğramadan paralarını alacaklarını duyurmalıdır.
Ödemeler için biraz daha zaman istenirken de bunun, devleti soymak amacıyla yaratılmış sahte mudileri ayıklamak için gerektiği anlatılmalıdır.
Devlet otoritesi bankanın hesabına rakam olarak bakıyor.
Özellikle de on binler tutan küçük rakamların, mağduriyetle kararmış, ümitsizlik içinde kahrolmuş hayatları temsil ettiğini kimse düşünemiyor.
Haydi düşünemiyor, Adana'nın 40 derece sıcağında banka önünde kayıt kuyruğuna girmiş, umutları ve onurları kırılmış yüzlerce insanın fotoğraflarını da mı görmüyor?
Saygıdan vazgeçtik; merhamet de mi kalmadı?
Ayıptır, günahtır!
On binlerce insan İmar Bankası'nda batan parasını kurtaracağı müjdesini verecek bir haberi duymanın azaplı bekleyişi içinde geçiriyor günlerini
Haberin Devamı

