Merkezi Türkiye olan bir kötü kehanet bu haftaki Newsweek’in kapak konusu oldu.
Ünlü Amerikan haber dergisi “Vizyonsuzluk nedeniyle zamanımızın en büyük uygarlık projelerinden biri batırılıyor” diye yazdı.
Newsweek’e göre Türkiye’nin AB sürecinden kopması “çok büyük bir trajedi ve potansiyel bir felâket” olacaktır. Çünkü Türkiye’nin dışlanması...
1. Avrupa’daki öfkeli Müslüman azınlıkların Batı kültürü ile uzlaşma heveslerini kıracak, entegrasyonu engelleyecektir;
2. Türkiye’nin Müslüman dünyası için model olması fırsatı heba edilirken bu ülkenin Batı’dan kopması risklerini artıracaktır.
Böyle bir geleceğin kimseye kazandıracağı bir şey yoktur..
Dergi bazı Avrupa Parlamentosu milletvekillerinin “Türkiye üye olamayacak. Her iki taraf da gerçeklerin farkına varıyor” dediğini yazıyor.
Tablo bu kadar mı umutsuz?
Gerçekten bu macera bitti mi?
AB, küresel bir oyuncu olmanın tarihi misyonunu, ırkçı ve kökten dinci Hıristiyan bir azınlık ile Rum azgınlığı ve şımarıklığına kurban edebilir mi?
Doğru politika...
Bu akıl dışı ihtimallerin gerçekleşeceğine insan inanmak istemiyor ama eğer ilişkiler, medeniyetler çatışmasının çaldığı tehlike çanlarına rağmen bugünkü noktaya gelebilmişse daha beter bir hale de sürüklenebilir.
AB Komisyonu’nun 8 müzakere başlığının açılmamasını tavsiye eden kararı önümüzdeki hafta ele alınacak. Fransa ve Almanya, açılmayacak başlık sayısının 10’a yükseltilmesini talep ediyorlar.
Tabii Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi de yangını körüklüyor.
Tahrik kokan bu tavırlara AKP hükümetinin sert reaksiyon göstermemesi yerindedir.
Çünkü “AB küresel oyuncu olmak istiyorsa Türkiye’siz olmaz” diyen ülkeler de vardır ve onların çabalarına zorluk çıkaracak tepkilerden sakınmak doğru bir politikadır.
Vazgeçemeyiz
Belli ki seçimler geçilene kadar Ankara bir yıl adım atamayacak, limanları Rumlara açamayacaktır. Bir yandan seçime hazırlanırken bir yandan da “AB’nin alternatifi var mı?” sorusuna cevap arayacağız.
Biz “AB ile yarışacak alternatif yok” gerçeği ile tekrar buluşurken Avrupa’nın da Türkiye’ye bağlı avantajların vazgeçilmezliğini keşfetmesi ihtimali çok yüksektir.
Dileriz bu ihtimal gerçekleşir. Ama şunu bilelim ki “AB’den vazgeçtik, Kıbrıs bizim olsun” deme şansımız hiç olmayacaktır.
Çünkü Türkiye’ye karşı her türlü düşmanlık Kıbrıs mayası ile köpürtülüyor.
Bu ipotekten kurtulmak için, samimi çaba harcadığımıza dünyayı inandırmaktan vazgeçmemeliyiz.
AB hedefinden vazgeçmek de asla bir alternatif hedef haline getirilmemelidir.
Niçin “Türkiye’yi istiyoruz” diyenleri değil de “Türkiye’yi istemiyoruz” diyenleri Avrupa’nın sahibi sayacakmışız?
Avrupa’nın sahibi kim?
Merkezi Türkiye olan bir kötü kehanet bu haftaki Newsweek’in kapak konusu oldu
Haberin Devamı

