Nifak çıkarmaya uğraşanların her fırsatta tekrarladıkları iki iddia vardır:
Eşi türbanlı olanlar ordudan atılıyor..
Kürt kökenliler subay okullarına alınmıyor.
Malatya'da kaybettiğimiz dört pilot subayın cenaze törenlerinde yaşananlar, ölümle sınanmış bir gerçeğin, bu iddiaları iftira çöplüğüne atan görüntüleri oldu.
Şehit Yüzbaşı Fazıl Taşkın'ın eşi türbanlı idi.
Şehitlik rütbesini onunla paylaşan Yüzbaşı Sadak'ın annesi ise Kürtçe ağıtlar yaktı:
"Kuzum kuzum.. Allah bana çok gördü kuzum. Seni benden aldı kuzum. Allah devlete, millete zeval vermesin kuzum. Mekânın cennet olsun kuzum.."
Hava Harp Okulu'nun eski komutanlarından emekli Korgeneral Orhan Köse "Bu tablo Türkiye'nin tablosudur. Ordunun kurallarına uyanlar arasında ayrım gözetilmez" dedi.
Hayatın yalanladığı iftiraları bir cenaze töreninde teşhis etmek, tabii ki acımızı hafifletmez.
Ama bozgunculara borazanlık yapanları utandırmalı..
Zamanı mıydı?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök "Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarının Başbakan ve Milli Savunma Bakanı tarafından muhalefet şerhi konularak imzalanmasının irticai faaliyetleri cesaretlendirdiğini" söyledi.
Bu "uyarı atışı"nı eleştirenlerin verdikleri karşılık şu oldu:
Muhtemel bir savaşın eşiğinde, sivil ve askeri otorite arasında uyum ihtiyacının en yüksek noktaya çıktığı bir zamanda yapılacak atak mıdır bu?
Gerekçe haklı olabilir ama bu duyarlılığa saygı göstermek askerden önce sivil otoritenin sorumluluğu değil mi?
YAŞ kararlarının yargı denetimine açılması konusundaki tercihini eyleme geçirmek
için iktidar, savaş bulutlarının dağılmasını bekleyemez miydi?
Ordunun disiplinini savunmak mecburiyetine itilmesi iktidarın suçu değil mi?
Aklın yolu bir
Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, arkadaşımız Ruşen Çakır'a "Aklı başında herkes, cumhuriyet değerlerinden, Atatürk'ten ve onun ilkelerinden kuşku duyacak tavırlardan uzaklaşmalıdır" dedi.
Şahin, bu anlayış daha önce açık bir şekilde sergilenmediği için gerginlikler yaşandığını, siyasete ve ekonomiye zararlar verdiğini söylüyor.
"Din istismar edilmiştir. Artık Türkiye'de din tamamiyle siyaset dışına çıkarılmalıdır. İslâm dini demokrasiyle ve laiklikle çelişmez" diyor.
Bu takdire lâyık bir özeleştiridir. AKP'ye yönelik şüphe ve güvensizlik, bu anlayış iktidarın niyet ve hedeflerine yerleştiği, beyan ve eylemlerine yansıdığı ölçüde ortadan kalkacaktır.
Dinsel ve etnik bölücülüğün kaşıdığı yaralarımızı, şehit cenazelerinde öğrendiğimiz gerçeklerin birleştiriciliği ile sarmamız hiçten iyidir.
Yeter ki yarın, acılar geçince unutmayalım..
Ateşle sınav
Nifak çıkarmaya uğraşanların her fırsatta tekrarladıkları iki iddia vardır: Eşi türbanlı olanlar ordudan atılıyor.. Kürt kökenliler subay okullarına alınmıyor...
Haberin Devamı

