Kerkük ve PKK sorunlarını iç içe koymak elmalarla armutları karıştırmak değildir.
Barutla ateşi bir araya getirmenin, telâfisi olanaksız şaşkınlığına düşmektir.
MİT’in eski müsteşar yardımcısı Cevat Öneş dün Milliyet’e verdiği mülâkatta “Kuzey Irak’a girelim, PKK’nın tepesine inelim” diyenleri uyarıyordu: “Irak’taki silâhlı gücü ortadan kaldırdığın zaman PKK sorunu bitmiyor ki!”
Öneş’in dediği gibi PKK Irak’taki üç bin militandan ibaret değil. İşte tiyatrocu Ferhan Şensoy’un Diyarbakır’da yaşadığı tecrübe:
Şensoy sahnede “Kredi kartları teröristtir. Bunlar PKK’dan da beter” deyince yoğun protestoya hedef olmuş, özür dilemek zorunda kalmıştır.
Düşünmek lâzım.. Elbette Irak’taki otoriteyi sıkıştıralım, “Devletsen devletliğini bil ve komşunu taciz eden bu teröristleri topraklarında besleme” diyelim.
Ama PKK sorununun bununla bitmeyeceğini hiç unutmadan.
Çünkü bu hayalcilik PKK’ya Türkiye’de taban kazandıran sorunları unutturuyor, sosyal ve ekonomik bataklık her gün biraz daha büyüyor.
Nitekim bataklığı kurutmak için hiçbir şey yapmıyoruz. İlkbaharda karlar eridiğinde PKK’nın sahte ateşkesi sona erince aynı acı tecrübeyi tekrar yaşayacağız.
“Irak’a girelim” gazını verenler şu soruya cevap vermelidir:
Oradaki gerçek otorite ABD’dir. Amerika’nın üstüne mi asker göndereceğiz?
Kerkük’teki Türkmenleri korumak elbette borcudur. Ama bir muhalefet sözcüsü dün mecliste iktidara şöyle seslendi:
“Kerkük Türktür; Kerkük’ün Türk şehri olma tezinden asla vazgeçemeyiz diyor musunuz? Söyleyin alnınızdan öpelim!”
Nasıl Selânik bir Yunan şehri, Halep Suriye şehri ise Kerkük de Irak’ın bir şehridir.
Türkiye’yi komşularının topraklarında gözü olan saldırgan bir ülke görüntüsüne sokmanın bize sağlayacağı hiçbir menfaat yoktur!
Çamur atma örnek al!
Başbakan herhalde partisine yönelen güvensizliğin nedenlerini merak ediyordur. İşte taze taze bir sebep:
Mecliste dün Milli Savunma Komisyonu askerlerin günlük yemek bedellerinin bayramlarda arttırılmasına dair bir düzenlemeyi tartışıyordu.
AKP Karaman Milletvekili Yüksel Çavuşoğlu itiraz etti:
“Onlar zaten yiyeceklerini yiyorlar, götüreceklerini götürüyorlar!”
Sonra birileri salonda gazetecilerin bulunduğunu işaret etti. Çavuşoğlu manevra yapayım derken daha beter battı:
“Siz çıktınız zannıyla söyledim bunları. Yazmazsınız değil mi?”
Milletin gözünde ve gönlünde yücelmiş kurumlarla çatışan, onlara karşı beslediği duyguları dedikodu yapacak, arkadan vuracak kadar düşürerek ele veren bir parti portresi çiziyor AKP.
Parlamenter bir bildiği varsa, suçlusunun adını vererek, kanıtını ortaya koyarak ortaya çıkar, cesaretle söyler. Yoksa halkın en güvendiği kurum olma ayrıcalığını yıllardır koruyan asker ocağını toptan karalamaya kalkışmaz.
Asker, kuvvet komutanı düzeyinde bir kişiyi dahi yargılayıp mahkûm etti bu ülkede. AKP, yüzlerce yolsuzluk iddiası karşısında hangi üyesine hesap sordu?
Orduya çamur atacak yerde örnek almaya çalışsınlar!
Ateşle Barut
Kerkük ve PKK sorunlarını iç içe koymak elmalarla armutları karıştırmak değildir. Barutla ateşi bir araya getirmenin, telâfisi olanaksız şaşkınlığına düşmektir
Haberin Devamı

