Ateşkes.. Hızır gibi!

Haberin Devamı

Türkiye’nin kaderi başka bir ulusun kaderi ile hiç bu kadar bağlantılı olmamıştı.

Ateşkese Türkiye olarak bizim en az Suriye’de savaşan taraflar kadar ihtiyacımız vardı.

Çünkü yaşadığımız yalnızlık, tuzağa düşürülmüş olduğumuzu Başbakan’ın sevdiği deyişle “açık, net” ortaya koyuyor.

Komşularla sıfır sorun hedefi, gerçekçilikten ve stratejik derinlikten öylesine yoksun bir hayalmiş ki, şu anda düşmanlarla çevrili bir ada gibiyiz..

Uluslararası toplumun Suriye’deki kıyıma seyirci kalmayacağını düşünerek öncü kurtarıcı rolünü kapmaya çalıştık.

Bu hamlenin Sünni Arap âleminde bize kazandıracağı güç fazla abartıldı.

Ve bu rüzgâr bizi Suriye iç savaşında muhalif güçlerin safına meydan okuyan bir tedbirsizlikle yerleştirdi.

Ve acı ders: Amerika ve Avrupa Suriye’deki iç savaşa karışmak istemiyor.

Geçen gün Financial Times, doğrudan müdahalenin İran ile Rusya’nın savaşın içine çekilmesi riskini doğuracağından yola çıkarak Batılı güçlerin muhalifleri daha etkin silâhlandırmak yolunu seçmeye mecbur kalacağını yazıyordu.

Bunun en azından şu sonucu var: Gönderilecek silâhlar cihatçı grupların eline geçeceği için yeni sorunlar doğacaktır.

Yani başımız derttedir.

Türkiye iç savaşta taraf konumundan kendini uzaklaştırmak için fırsat yakalayabilir.

Bunu her durumda yapmalıdır da, ateşkesin sağlayacağı ortam hamleleri daha bir kolaylaştıracaktır.

Şam yönetiminin ateşkese hazır olduğunu ve bugün yürürlüğe gireceği ümidini belirten BM ve Arap Birliği temsilcisi Brahimi’nin açıklaması doğru çıktı.

Öldürerek hiçbir sorunun çözülemeyeceği gerçeğini savaşan taraflara belki ateşkes gösterir...

Şaka gibi

Başbakan dün “güçlü muhalefet” istediklerini söylüyordu...

Muhalefet ne kadar güçlü olursa demokrasi o kadar ileri olurmuş... İronik bir durum.

Başbakan gerçekten güçlü muhalefet ister mi?

Tarifini kendi verirse ister!

Mesela Başbakan’ın gözünde Cumhuriyet kutlamasına izin vermeyen Valilik kararına boyun eğen muhalefet, güçlü muhalefet oluyor!

Bu konuda da uzlaşmaya ihtiyacımız var.

Muhalefet gerçekten demokrasinin taleplerine cevap verecek etkinliğe ve güce sahip değilse demokrasi vardır denilemez.

Çünkü demokrasiyi öteki rejimlerden ayıran en bariz fark özgür bir muhalefete sahip olmasıdır.

Onun da ilk iki şartından biri bağımsız yargının teminatındaki adalet, öteki ise ifade ve basın özgürlüğüdür.

AB’nin 2012 Türkiye İlerleme Raporu, bu iki alandaki eksikliğin iktidar icraatından doğduğunu saptıyor.

“Muhalefet güçsüz” diye ağlamak, timsah gözyaşı dökmektir!

DİĞER YENİ YAZILAR