Önce türban ve imam hatip, şimdi de zina.. İktidar niçin şansını bu kadar zorluyor?
Dün de Fransız Le Figaro gazetesinde şaşkınlık ifade eden bir yazı çıktı:
"AB Komisyonu'nun yayınlayacağı rapor öncesinde risk alan Türk hükümetinin davranışını anlamakta güçlük çekiyoruz. Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin adaylığına karşı çıkanlara güçlü gerekçeler vererek sanki ateşle oynamaktan zevk alıyor.."
Reformları gerçekleştirmekteki hızı ile dünyayı şaşırtan AKP iktidarı, şimdi gerici niyetleri ile şaşkınlık yaratıyor.
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen de "Bu bir şaka olmalı" demedi mi?
Keşke şaka olsa ama değil..
Aşure gibi parti
AKP'nin değişimi bütünlük taşıyan bir vizyona dayanmıyor. Eski Milli Görüş partilerinden fark, geçmişteki yanlışları terk etmek değil, onlara yeni akımları eklemek olmuştur. İster Babil Kulesi deyin, ister aşure..
Gericilik, değişimcilik, cahillik, modern görünme hevesi, liberallik, muhafazakârlık; her şey var bu partide. Ne gün ne lazımsa çıkarıp sunuyorlar..
Ama iktidarda ikinci yıl dolarken ciddi bir eğerlendirme yapmak gerekiyor.
AKP'nin başarı hanesi iki kaynaktan beslendi.
Ekonomi ve AB politikaları.. Bunlar bilgi ve beceri değil itaat gerektiren işlerdi.
Ama şu bir gerçek ki, hükümet parti içindeki gerici unsurların baskısı ile türban ve imam hatip, şimdi de zina dayatmasına kalkışmasaydı AKP şimdi çok daha itibarlı ve güven duyulan bir noktada olacaktı.
Şeriat kokusu..
Türk hukukundan düşmüş zina suçunu, AB eşiğinde hangi akla hizmet için gündeme getirdiğini ve bizzat sahiplendiğini Başbakan Erdoğan açıklamak zorundadır.
Savunmaları kimseyi ikna etmiyor.
Bu "muhafazakârlığın gereği" olamaz.. "Kadına saygının gereği" hiç değildir.
Dün İstanbul'daki bir panelde Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Duygun Yarsuvat "Ben bu tasarıda şeriat kokusu alıyorum" dedi.
Bu şüphe içte ve dışta gitgide yayılıyor. Başbakan'ın türban ve imam-hatip hamlelerinden farklı olarak zina meselesine ağırlığını koyması riski büyütüyor.
Kendisine de zarar veriyor.
Bugünkü manşetimizi okumuşsunuzdur. TÜSİAD heyetinin ziyareti sırasında yönetim kurulu üyesi Ayça Dinçkök Sandıkçıoğlu'nun zina konusundaki uyarısına verdiği cevap düşündürücüdür.
Çünkü Başbakan'ın tepkisi, hukuk tartışan bir devlet adamını değil, ne yazık ki kendi ahlâk anlayışını dikte eden bir şeyhin tavrını çağrıştırıyor.
AB yolundaki kazanımları AKP, tabanındaki tutuculara ve çok karılılara feda etmesin.
Ateş dansı..
Önce türban ve imam hatip, şimdi de zina.. İktidar niçin şansını bu kadar zorluyor?
Haberin Devamı

