Irak savaşı başlarken Amerika'nın askerlerini Türkiye'den geçirmesine izin vermeyen meclis kararı "eğrisi doğrusuna denk" gelen bir hayır olmuş..
Amerika şimdi Irak'tan nasıl çıkacağını bilemeyen, çaresizliğe gömüldükçe dünyanın gözünden daha da düşen öfkeli bir deve benziyor. Esirlere kötü muamele ve son olarak camideki bir yaralıyı başından kurşunlama eylemi, Amerika'ya yönelik güven boşluğunda büyük bir güvensizlik ve nefret vakumu oluşturuyor.
Savaştan önce Irak despotik bir cehennemdi ama Bush'un iddiasının aksine, terörizmle bağlantılı bir ülke değildi. İşgal, karmaşa ve adaletsizlik yüzünden terör Irak'a doluşmuştur. Amerika radikal dinci terörü mıknatıs gibi bu ülkeye çekiyor.
İşgal güçlerinin acımasızlığı eski BM Genel Sekreteri Butros Gali'ye göre üç önemli sonuç yaratmıştır:
1. ABD'nin imajı özellikle Arap dünyasında kötüleşmiş;
2. Savaşta insan haklarının korunması için mücadele eden uluslararası örgütlerin rollerine zarar vermiş;
3. İşkence ve kötü muamele fotoğrafları, El Kaide'ye ve yeni terörist gruplara sunulan armağanlar olmuştur.
Türkiye dönemeci..
CIA Ulusal İstihbarat Konseyi'nin eski başkanı Joe Nye "Yumuşak Güç: Dünya Siyasetinde Başarının Araçlan" adlı son kitabında Türkiye'ye ve rolüne özel bir yer ayınyor:
"Kaba gücü kullanmak için seçtiğimiz yol, yumuşak gücümüzü de zedelemiştir. Eğer Irak'a girme konusunda daha az sabırsız ve daha müzakereci olabilseydik çok daha az hasara neden olurduk.. Amerika'nın kibri yüzünden demokratik Türk parlamentosu savaşı meşru saymayı reddetti ve ABD askerlerinin kendi topraklarını kullanmasına izin vermedi. Bu da ABD'nin kaba güç stratejisini çok somut biçimde zedeledi. Başarı ancak iki gücün dengeli bileşimi ile gelir."
Evet, Türk meclisi, bu savaşa Irak'ın geleceğinde söz sahibi olabilmek için girmek veya bu inisiyatifi yitirmek pahasına savaş dışı kalmak seçenekleri arasında bilinçli bir seçim yapmamıştır. Girmemenin bize maliyeti olacaktır ama şu andaki manzara ret kararının Türkiye'yi büyük belâlardan koruduğunu göstermektedir.
Bindik bir alâmete
Bush'un "dere geçilirken at değiştirilmez" kuralına uygun olarak dört yıl için yeniden seçilmesi, bazı umutları içinde barındınyordu.
Ama Bush kabinesindeki değişikliklerin, güç kullanmaya tutkulu yeni takviyelerle gerçekleşmesi, umutların çabuk söneceğini gösteriyor. Belli ki Amerika yeni dönemde de BM'yi ayağa kaldırmayacak. Kaba gücün yanlışlarını kaba gücünü kullanarak düzeltmenin daha derin batağına sürüklenecek.
Filistin kaynıyor.. Irak'ta direniş yayılıyor.. ABD Dışişleri Bakanı Powell gider ayak İran'a yönelik bir saldırının gerekçesini açıklıyor. Çuvallayan Amerikan politikaları, küreselleşme karşıtlığını dünyada geniş ölçekte birleştirirken Rusya Devlet Başkanı Putin, teröre karşı yeni bir atom bombası bulduklarını duyuruyor..
Türkiye'yi benzersiz bir ateş çemberi kuşatmaktadır. Deyim tam yerindedir: Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete.
"AB Türkiye'nin tek seçeneği değildir" diyenlerin kulakları çınlasın!
Ateş çemberi
Irak savaşı başlarken Amerika'nın askerlerini Türkiye'den geçirmesine izin vermeyen meclis kararı "eğrisi doğrusuna denk" gelen bir hayır olmuş..
Haberin Devamı

