Ata'ya rahmet

Müslüman bir düşünür şunu savunurken yerden göğe kadar haklıydı

Haberin Devamı

Müslüman bir düşünür şunu savunurken yerden göğe kadar haklıydı:

"İnsan hakları ve uluslararası hukuk, Batı'nın uygarlığa yaptığı katkılardır. Bu kazanmalardan yararlanmak Müslümanların da hakkı ve hatta görevidir."

Bu inancı taşıyanların İran'ın geleceği ile ilgili öngörüleri, gelişmenin hep ileriye doğru olacağından hareketle yıllar yılı hep şu umudun çerçevesine oturdu:

Denenen modelin başarı sağlamadığı görülünce İran'da insan haklarını ve uluslararası hukuku içeren yeni bir İslâmi kimlik ortaya çıkacaktır.

Reformist hareketi temsil eden Hatemi'nin 2002'deki ikinci seçilişinde oyların yüzde 80'ini alması, olumlu beklentiyi destekleyen bir işaretti. Fakat son seçim korkunç bir geri gidiş oldu.

Komşu ve biz..
Belediye başkanlığı sırasında kadın ve erkeklerin asansörlerini ayıran aşın muhafazakâr Ahmedinecad'ın dün görevi resmen devralması ile mollaların rejimdeki ağırlığı Hatemi öncesi dönemi dahi aratacaktır.

Dinin asla bir siyasal proje olamayacağı gerçeğini kavrayabilmek için İran kim bilir daha kaç yıl bedel ödeyecek?

Dün eski Cumhurbaşkanı Hatemi ve yeni Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, ayaklarını altlarına toplamış yerdeki şiltelere oturmuş, dini lider Ayetullah Hamaney aralarındaki bir koltuğa yerleşmişti. Üçü de ayakkabı giymiyordu ve Cumhurbaşkanlığı devir teslim töreni yapılıyordu.

Bu töreni izlerken içimden "Atatürk rahmet istedi" dedim.

Atatürk, Müslüman bir toplumu çağdaşlığa taşımanın yolunu seksen beş yıl önce görmüş bir dahidir.

Ondaki ışığı, daha Cumhuriyet kurulmadan dönemin İngiltere Başbakanı Llyod George keşfetmiş ve şöyle yakınmıştı:

"İnsanlık tarihi ancak birkaç yüz yılda bir dâhi yetiştiriyor. Şu talihsizliğe bakın ki o dâhi de bugün Türkiye'de doğmuştur."

Değerini bilelim..
İran Humeyni devriminden sonra rejimini ihraç etmeye çalıştı. Mollalar rejimi artık kendi devamlılığının derdine düşmüştür.

Ama şu çelişkiye bakın ki Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in nimetlerinden yararlanarak yüksek mevkilere gelmiş olanlar arasında İran'a özenenler yer bulabilmektedir. Cumhuriyet değerlerinin yerini artık İslâmi değerlere bırakması zamanının geldiğini savunabilen biri, bürokrasinin en üst koltuğuna oturabilmektedir.

21. Yüzyılda hâlâ laikliği tartışmaya, eğip bükmeye uğraşıyorlar. Laiklik dine değil cehalete ve dini sömürerek egemenlik kurmak isteyen sahtecilere karşı sigortadır.

Artık bu gerçeği görebilmek için İran gibi tecrübelerden etkilenmek zorunda olmayalım.

Sahip olduğumuz ayrıcalığın değerini bilelim..

DİĞER YENİ YAZILAR