The Economist dergisi son zamanlarda AKP iktidarına yol gösteren bir akıl hocası rolü oynuyor.
Severek oynuyor bu rolü ve çoğunlukla da doğru tavsiyelerde bulunuyor.
Seçimden önce Türk seçmenine demokrasinin sağlığı için “CHP’ye oy verin” çağrısı yaparak AKP önderlerini çok kızdıran dergi, son sayısında Başbakan’a büyük ödüllü bir hedef gösterdi:
“Başkanlık hırsından vazgeç, yeni anayasayı oluştur, Kürt sorununu çöz, böylece kendine Atatürk’ün yanında sağlam bir yer kazan!”
Olumlu hizmetleri Atatürk’le yarıştırmanın kimseye zararı olmaz ama o büyük adam kıyaslamaya sokulduğu zaman icraatın kalitesi de önem kazanıyor.
Belirsizlik sürüyor
Kürt sorununun çözümü yeni anayasadan bağımsız bir arayış olmayacaktır. Yani büyük çözümü anayasa getirecektir.
Yeni bir anayasa mı, yoksa anayasada büyük bir değişiklik mi?
Bu soru bile cevabını bulmuş değildir.
Baştan sona yeni bir anayasa yapmak için kurucu bir irade oluşturup onunla yola çıkmak gerekir.
Oysa biliyoruz ki AKP hiçbir işte katılımcı olmayı sevmiyor, belirleyici olma imtiyazının millet iradesi ile kendisine verildiğini söyleyerek anayasanın kontrolünü bile elinden kaçırmak istemiyor.
12 Eylül referandumu ile gerçekleşen yargıyı iktidar kontrolü altına alan değişiklik AKP için yeni bir anayasa kadar değerli bir kazanım olmuştur.
“Yeni HSYK millet iradesinden onay almıştır” diyecekler ve ona dokundurmayacaklardır. Yargıyı çıkardığınız zaman geriye ne kalıyor?
Başkanlık tartışmalarını AKP içinde bile ciddiye almayanlar görülüyor. Başkanlık üstüne fikir yürütmeler sanki dikkatleri dağıtmaya dönük “cambaza bak” oyunudur.
Kaybedilen üç ay
Temel sorun Kürt sorunudur. “Devlet” bunca aydır İmralı’da ne konuşuyor? Müzakere kesintiye uğramadığına göre ilerleme sağlanıyor demektir; iş nereye dayandı?
İktidarın elinin altında, bu müzakerelerin ışığı altında oluşmuş hazır bir metin bulunduğuna dair haberlerde ne kadar gerçek payı var?
AKP, yeni anayasa için tüm partilere 1 Ekim’e kadar hazır olmaları için çağrı yaptı.
İktidar niçin tartışmalara ve öteki hazırlıklara temel oluşturacak bir taslağı hemen ortaya koymuyor?
Niçin sorumluluk almıyor?
Yoksa amaç, referandumda uygulanan taktiklerle muhalefet partilerini bezdirip kışkırtmak ve “Bunlarla iş yapılmaz. Yine milletle el ele verip biz bitireceğiz” diyecekleri bir ortam yaratmak mı?
Koskoca üç ayı israf etmenin anlamı yok; neden hemen değil de 1 Ekim?
Yoksa mecliste 230 oyun eksiğini transferle tamamlamak amaçlı çabalara zaman kazandırmak mıdır maksat?
Evet, bu ihtimalin zorlanması, referandum ustası AKP’yi anayasayı tek başına yapma başarısına belki götürebilir.
Ama Tayyip Erdoğan’a Atatürk’ün yanında sağlam bir yer kazandırmaz!
Atatürk’ün yanında sağlam bir yer...
Haberin Devamı

