Hepimizin sonucunu merakla beklediği bir dava olacağı belli.
Eğer kararını değiştirmezse Başbakan, kendisinin “Ankara ve Atatürk muhabbeti”ni yani sevgisini kötü niyetle eksik gösteren CHP lideri Deniz Baykal’ı mahkemeye verecek!
Başbakan önceki gün Baykal’ın “Bu AKP’nin nedense Ankara’yla ve Atatürk’le derdi var” dediğini hatırlatarak “Hakkında dava açacağım. Şaşırdı.. Şaşırdı bu adam” diye tepki göstermişti.
Dün de Baykal, Başbakan’ın cevabına cevap verdi!
Merkezini İstanbul’a taşıyan İş Bankası’nın Merkez Bankası’nı Ankara’dan İstanbul’a götürme projesi için emsal olamayacağını, çünkü bir bankanın özel ötekininse temel bir kamu kurumu olduğunu anlatan Baykal Başbakan’ın “bir saplantı içinde” olduğunu iddia etti.
Nedir o saplantı?.
Cumhuriyeti kuranlardan rövanş adına AKP’de bir akımın başkenti sistematik olarak boşaltmaya çalıştığı konuşuluyor.
Baykal son suçlaması ile bu şüpheleri kaşıdı.
Merkez Bankası’nı İstanbul’a taşımanın bir zorunluluk olmadığını savunan görüşlerin ağırlık kazanması Başbakan’ı kızdırıyor olmalıdır.
Nitekim dün de Maliye Bakanı Unakıtan, Merkez Bankası’nın nerede olduğunun değil, bağımsız olup olmadığının önem taşıdığını söyledi.
Başbakan “Benim Atatürk muhabbetimi ölçme yetkisini sana kim verdi?” diye sormuştu.
Dün Baykal cevapladı:
“Erdoğan ‘Anıtkabir’de sap gibi duruyorlar’ demişti. Bu sözden ölçüyorum...”
Artık mahkemenin kararını bekleyeceğiz. Ben şahsen Başbakan’ın davayı açmaktan vazgeçmemesini ve sonuçta da kazanmasını temenni ederim.
Ama delil yetersizliğinden değil, Atatürk sevgisini ispatlayan kanıtlar nedeniyle...
Ne kadar ferahlatıcı bir sürpriz olur ama!..
Seçici katiller
Kent içinde aşırı hızdan yaya öldürmenin cinayetten farkı olamaz.
Ama ceza veremediğimiz için cinayetler durmuyor.
Ve ilginçtir bu katiller sıradan insanlarla tatmin olmuyor!
Dört yıl önce bir halk otobüsü Ercan Arıklı’yı bizden almıştı. Önceki gece İstanbul’un kanunsuz sokaklarında cirit atan bir trafik teröristi Cüneyt Koryürek’i öldürdü.
Gazeteci, halkla ilişkiler ve atletizm uzmanı olan Koryürek sportmen ve centilmen bir bilge idi. O da rahmetli Ercan Arıklı gibi yürüyerek yolun karşısına geçmeye çalışıyordu.
Büyükelçi Rahmi Gümrükçüoğlu’nu sürücü kılığına girmiş Azrail’in, spor yürüyüşü sırasında üstelik yaya kaldırımında yakaladığını, romancı Adalet Ağaoğlu’nun sahildeki bankta otururken çarpılıp aylar süren acılı çabalar sonunda kurtulabildiğini unutmuyoruz.
Koryürek bir söyleşide şöyle diyor: “Kanun koyuyorsun kimse uygulamıyor. Olmaz. Öyle ağır ceza vereceksiniz ki altından kalkamayacak, kaidelere uyacak.”
Kendisine yaramadı. Geride kalanlara yarar mı? Şüpheli.
Allah rahmet eylesin.

