Dünyayı değiştirmek için yaratılmış insanlardan biri de bize nasip olmuş.
Kadir, kıymet bilen bir halka 10 Kasım’ları ona hesap verme ve yaradana şükretme günleri olarak değerlendirmek yakışır.
Ulusu kurtaran, devleti kuran Atatürk’ü minnet ve şükran duygularımızla ve rahmet dileklerimizle anıyoruz.
Döneminin İngiltere Başbakanı Llyod George’un dediği gibi “insanlık tarihinin birkaç yüzyılda bir ancak yetiştirdiği dahi”lerden biriydi o...
Askeri dehası ile imparatorluğun küllerinden genç bir cumhuriyet kurdu.
Sonra benzersiz liderliği ve devrimler...
Bunlar da yüzyılın en kahramanca eylemleriydi ve tümünü şiddet kullanmadan gerçekleştirdi.
Sadece onun dehası başarabilirdi böylesine büyük bir dönüşümü.
Önderlik ettiği kuşak sayesinde Atatürk hayata veda ederken gözü arkada kalmadı.
Cumhuriyet’in milleti güvenli ve sağlam bir geleceğin yoluna koyduğu kadar özgür bir hayatın da müjdesini verdiğine inanarak şunu söylüyordu:
“Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak.”
Tıkanma yaşıyoruz...
Güven duymakta haklıydı, çünkü kendisi yaratmıştı o gençliği.
Özgün milliyetçiliği ülkenin ve milletin bütünlüğü için, laiklik de inanç özgürlüğü yanında çağdaş uygarlığa ilerlemek için kullandığı garantilerdi.
Tehlike doğabileceğini görmedi mi? Gördü. Uyardı da...
“Din simsarlarına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir.”
“Memleket birliğe muhtaçtır; alelade politikacılıkla milleti parçalamak ihanettir.”
Eminim ki Atatürk, ülkenin bugün karşı karşıya kaldığı bölücülük ve laiklik karşıtı niyet ve eylemler sebebiyle azap çekiyordur.
Onun kurduğu milli egemenliğe dayalı, akılcı ve laik cumhuriyet Türkiye’yi İslâm dünyasının tek demokratik, laik ve piyasa ekonomisine dayalı ülkesi haline getirerek ilerleme yoluna soktu ama şu anda tıkanma yaşıyoruz; bu iki tehdit yolumuzdan mutlaka kaldırılmalıdır.
Ülkeyi bölmeye çalışan ırkçı taleplere Atatürk milliyetçiliği şu uyarıyı yapıyor:
“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep bir ırkın evlâtları, hep aynı cevherin damarlarıdır.”
Yüzde 42 niçin tedirgin?
Bölücü terör ekseninde dönen fesada dikkatimizi toplarken laik Cumhuriyet’in altını oymaya çalışan organize çabaları gözden kaçırmamalıyız.
Dış güçlerin terör üreten radikal İslâmi rejimlere model önermek için Türkiye’deki laik Cumhuriyeti Ilımlı İslâm’a dönüştürmek yolundaki çabalarını da egemenliğimize yönelmiş tehdit saymak zorundayız.
Başbakan referandumdaki yüzde 42’nin hangi sebeple HAYIR dediğini merak ediyor ya; cevabı buradadır:
Bu insanlar, laiklik konusunda varlığını hissettiği ve tırmandığını gördüğü karşı devrim niyet ve eylemlerinden tedirgindir.
Tedirginliğin giderilmesi, güvenlik ve istikrar içinde ülkenin ilerleme yolunda hız kazanması, siyasetçilerin görevidir.
Onlara görevlerini yerine getirmeleri için baskı yapmak da bizim görevimiz.
Atatürk’ün inşa ettiği birliği ve inancı onun yolundan giderek diriltebiliriz.
Emanetini ayağa kaldırmak, ona minnetimizi göstermenin en makbul yoludur.
Atatürk huzur içinde olabilir mi?
Haberin Devamı

