Atatürk AKP’ye oy verir miydi?

Haberin Devamı

Artıları ile eksileri bu kadar tavan yapmış bir iktidar az görülmüştür.

Ekonominin büyüdüğünü yeni sosyal sınıfların tüketici hale geldiğini alış veriş merkezlerindeki kalabalıklardan bile izlemek mümkündür.

Küresel krizde gemisini yüzdürebilen Türkiye’nin uluslararası itibarı ve çekiciliği artmıştır. Ülkemiz bölgesel güçken küresel oyuncu konumuna yükseliyor.

Ve böyle bir ülkenin siyaseti şu anda halâ ilkokul çağındaki kız çocuklarını tesettüre sokmayı, kadın eli sıkıp sıkmamayı tartışıyor.

Pes demez misiniz?

Laik Cumhuriyetin güvencelerinden yoksun bırakıldığı takdirde, tüm bu kazanımların buza yazılmış yazılar hükmünde olacağını bilmek gerekmez mi?

Negatif şifreler...

Yakalanmış olan olumlu ivmeyi sürdürmenin bence iki şartı vardır.

Biri, yargıda kontrolu ele geçirmenin verdiği cesaretle laik rejime karşı hareket başlatılacağı endişesini davet etmemek. Çünkü şifreler tedirginlik veriyor.

İkincisi de yolsuzlukların simgesi durumuna gelen Deniz Feneri soruşturmasını uyutup unutturma taktiğinden artık vazgeçmek...

Çünkü bu ipe un serme görüntüsü, ancak suça ortak olmuş bir zihniyete yakışıyor.

Adalet Bakanı Ergin dün iktidarın övündüğü başarılar yanında pek komik kalacak maliyetler yüzünden soruşturmanın uzadığını anlattı.

Uyutulacak gibi...

Deniz Feneri davası Alman tarihinin en büyük bağış yolsuzluğunu konu alıyor.

Oradaki Türklerin 46 milyon Euro parası dolandırılmış, ilk davada “maşa“ durumundaki ikinci adamlar mahkûm olmuş, asıl suçluların Türkiye’de oldukları Ankara’ya bildirilmiştir.

Asıl suçluların iktidara yakınlığı sebebiyle AKP zan altındadır. Temiz bir iktidarın bu gölgeden kurtulmak için hiçbir fedakârlıktan kaçınmaması gerekir.

Ama Adalet Bakanı dün dava dosyasının fotokopisini çıkarmak için Almanların 100 bin Euro istendiğini, o nedenle Franfurt’a Ankara’dan savcılar gönderileceğini açıkladı.

Gözü bağlı adalet heykeli herhalde hüngür hüngür ağlıyordur!

Binlerce Türk’ü dolandıran suçluları bulmak ve iktidar partisi üstündeki gölgeleri kaldırmak yanında 100 bin Euro’nun sözü mü olur?

Elbette olmaz ama seçim yaklaşıyor.

AKP bir yandan gerçeği arıyor görünürken bir yandan da işi yokuşa sürerek Deniz Feneri’ni meydanlardan uzak tutmaya çalışıyor.

Göreceksiniz; seçime kadar hiçbir ilerleme olmayacaktır.

AKP’li Hüseyin Çelik dün “Atatürk yaşasaydı CHP’ye oy filan vermezdi” demiş.

Sormuşlar:

“Peki AKP’ye verir miydi?”

Bu defa “Onu bilemem” cevabını vermiş.

Aslında bal gibi biliyordur.

Atatürk’ün güvenini kazanmaktan AKP’yi yoksun bırakan zaafları biliyor olmasa “bilemem” der miydi?

DİĞER YENİ YAZILAR