Atarım olmaz mahkemeye ver

Başbakan yolsuzluklar konusunda iyi edebiyat yapıyor da icraata geçmeyi pek sevmiyor. Meselâ partili belediye başkanlarına "Siyaseti yok eden kayırmacılıktır, rüşvettir, yolsuzluktur" demiş. Doğru...

Haberin Devamı

Başbakan yolsuzluklar konusunda iyi edebiyat yapıyor da icraata geçmeyi pek sevmiyor.

Meselâ partili belediye başkanlarına "Siyaseti yok eden kayırmacılıktır, rüşvettir, yolsuzluktur" demiş. Doğru...

Sonra yolsuzluk yaptığını duyduğu belediye başkanlarını devlet olarak açığa alacağını, parti olarak da kapının önüne koyacağını söylemiş.

Hele final cümlesi bir harika:
"Kimseyi âbâd etmek için gelmedik!"

Bu konuşmalan işiten bir Afrikalı veya Asyalı, böyle bir başbakana sahip olduğu için Türk halkının çok şanslı olduğunu düşünecektir.

Bir Batılı ise, seçilmiş bir yöneticinin koca koca belediye başkanlarını "asarım, keserim" diye tehdit edişini garip bulacaktır.

Çünkü hukuk devletinde kimseye "çalarsan atarım" denmez. Yolsuzluk yapan, rüşvet yiyen mahkemeye verilebilir.

Başbakan "atarım" diyor "mahkemeye veririm" demiyor!

Dört gün sonra tamam
Demokratik hukuk devletinde sistem ve ahlâk, seçilmiş liderin kalitesine değil hukukun güvencesine bağlanmıştır.

Türkiye'de hukuk var ama bu garanti yok. Çünkü siyasete el koyan oligarşik gruplar yargı ile aralarına duvar örmüşlerdir.

Başbakan çerçevelik sözler etmiş olabilir ama dokunulmazlıklar durdukça ve üç gensoru yiyen bakanı koltuğunda "babalar gibi" oturmaya devam ettikçe dediklerinin hiçbir değeri yoktur. Dış Ticaret Müsteşarı olduğu dönemde Eximbank'tan usulsüz kredi verdiği iddia edilen Devlet Bakanı Tüzmen hakkındaki suçlama dört gün sonra zaman aşımına girecek.

Başbakan bunu bilmiyor mu?
TV'deki Amerikan komedi dizilerinde bir espri yapılınca, görünmeyen bir kalabalıktan kahkaha sesleri yükselir.

Başbakan "Kimseyi âbâd etmek için gelmedik" dediğinde vatan sathından kimbilir ne kahkahalar yükseldi?

Rezaletin son perdesi
İhalelerin oluşturduğu "bal" in bölüşülmesinde kayırma öylesine dar kadrolara indi ki, iktidar partisinin yandaşları arasında bile kavgalar çıkmaya başladı.

Kayırdan "eş, dost, yandaş şirketi" ilişkilerini ifade eden "Ali Dibo" katakullileri ilk isyan patlamasını Hatay'da yaptı.

Benzer rezillikler Hakkâri'de AKP ve CHP il başkanlarını ortak tepki göstermeye mecbur etti. Çünkü ihale almak için artık AKP'li olmak bile yetmiyor, belli bir aşiretin mensubu olmak gerekiyor.

Rezaletin son perdesi şu:
Depreme dayanıklı olmadığı belirlendiği için güçlendirilmesine karar verilen Yüksekova 75. Yıl Yatılı Bölge Okulu'ndaki iş kime verildi biliyor musunuz?

Okul inşaatını çürük yapan adama!

Hesap sorulması gereken kişilerin cebine para konulduğu bir düzende yaşıyoruz.

O halde Başbakan o etkileyici sözleri kime söylüyor?

Kime olacak, elbette sorgulama yeteğinden yoksun saf vatandaşların oluşturduğu oy depolarıdır adresi!

DİĞER YENİ YAZILAR