Leylâ Zana Avrupa Parlamentosu'nda ve sonra basın toplantısında Türkiye'deki demokratik gelişmeyi öven konuşmalar yaptı.
Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğini, demokrasi yolunda önemli adımlar atıldığını, sistematik işkencenin geçmişte kaldığını, şiddetin çözüm olmadığını, Türk-Kürt kardeşliğini vurgulamak için konuşmasını iki dilde yaptığını belirten Zana'nın mesajları genel olarak olumlu yankılar yarattı.
Cezaevinde geçen on yıldan sonra Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile gittiği Brüksel'de Avrupa Parlamentosu kürsüsüne çıkan Zana'nın "Cezaevi yıllarım için ne kırgın, ne sitemkâr, ne öfkeliyim; demokrasi adına yaşamak gerekiyordu, yaşadık" sözleri bile katettiğimiz aşamayı yansıtmaya yeterlidir.
Bu mesajlar Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlaması kararının verileceği 17 Aralık'taki zirve üstünde olumlu etkiler yaratacaktır.
Şimdi ne olacak?
Zana konuşmasında "Kürtler, sorunun Türkiye'nin coğrafi bütünlüğü içinde, barışçıl çözümünde kararlıdır. Cumhuriyet'in kurucu, asli unsurlarıdırlar. Türkiye Cumhuriyeti'ni sembolize eden tüm değerlere saygılıdırlar" dedi.
Bu sözler AB Komisyonu raporunda alerji yaratan "azınlık" tanımını reddediyor.
"Türkiye'deki Kürt vatandaşlar azınlık olmayı kabul etmiyor" anlamına geliyor.
Ama daha ileri talepler içeriyor.
Nitekim Zana, AB Komisyonu raporundaki "azınlık" deyimine Cumhurbaşkanı Sezer'in itirazından yola çıkarak şöyle demiştir:
"Kürtleri çoğunluğun ögesi olarak tanımlayan ve güvenceye alan yeni bir anayasaya ihtiyaç vardır."
Acaba bu ana başlığın altındaki talepler neler olacak?
Zana'nın "Kürtçe temel eğitimde seçmeli ders olabilmelidir" sözleri elbette bir başlangıçtır.
Başka bir kulvar
Türkiye AB'yi, bireysel hak ve özgürlükler zemininde yaratılacak bütünleşmenin çimentosu olarak görüyor.
Bu yüzden Lozan'ın tarif ettiği dışında bir "azınlık" kabul etmediğini söylerken Kürt vatandaşların azınlık değil, toplumun asli unsuru olduğunu savunuyor.
İşte o duruş şimdi meseleyi yeni bir zemine sürüklemektedir:
Kürtler madem ki etnik ve kültürel bir varlık olarak "asli bir unsur" dur, o zaman hakları da bu anlayış zemininde güvenceye alınsın..
İstenen budur!
Kürt meselesi, büyük ihtimalle tüm boyutları hesaplanmadan, üretilen günübirlik korku ve tepki politikaları yüzünden kulvar değiştirmiştir.
Yeni sürecin kaderini, Türkiye'nin AB'ye üyelik yolundaki ilerlemesi ve demokrasinin derinleşmesi belirleyecektir.
Tabii en başta da, Zana'nın ve onun gibi düşünenlerin, ayrılıkçı terörü hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde izole etme samimiyetini ve cesaretini göstermeleri...
Asli unsur faturası
Leylâ Zana Avrupa Parlamentosu'nda ve sonra basın toplantısında Türkiye'deki demokratik gelişmeyi öven konuşmalar yaptı
Haberin Devamı

