Askerin sitemi

Haberin Devamı

Görevli ve emekli 163 askerin tutukluluğuna ikinci itirazın da toptan reddi TSK üstünde olumsuz duygular uyandırmıştır.

Genelkurmay’ın dünkü açıklaması yaşanan kırgınlığı açıkça, kızgınlığı ise dikkatle örtülmüş olarak ortaya koyuyor.

Silivri davalarının özellikle tutuklu asker ailelerine çıkardığı maddi ve manevi ağır bedeller sorunu silâh arkadaşlığı yoluyla TSK’nın ortak derdi yapıyor.

Geçen Ağustos’ta gelen yeni komuta kademesi, ilk kez böyle bir açıklama yayınlamak zorunda kalmıştır.

Belli ki tutuklu ailelerinin çektikleri sıkıntının camiada uyandırdığı beklentiye direnmek daha fazla mümkün olmamıştır.

Açıklamada Balyoz’un bir darbe planı değil, plan semineri olduğu vurgulandıktan sonra şu ifadelere yer veriliyor:

“TSK ilgili makamları bilgilendirerek yapılan seminerin ne olduğunu, nasıl yapıldığını, neleri kapsadığını ve kimlerin hangi emirlerle katıldığını tereddüde yer bırakmayacak şekilde izah etmiştir.”

Buradaki “tereddüde yer bırakmayacak şekilde” ifadesinin altını çizmek gerekiyor.

Yargıcın itirazı var

Çünkü Genelkurmay, yeteri açıklıkla anlattığına inandığı olayların muhataplarınca anlaşılmadığını düşünüyor. Ve bunu kendisine karşı güvensizlik gibi görüyor.

163 askerin tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararı “anlamakta güçlük çektiğini” bu nedenle belirtiyor.

Neden mahkeme kararlarını halkın bilgisine sunuyor? Sanki son çare kamuoyunun hakemliğine sığınmak istiyor.

İtiraz davaya değil, 163 sanıktan birine bile özgürlüğü çok gören toptancı ret kararınadır. Genelkurmay açıklamasına eklenen mahkeme kararı ile eklerini okuyanlar tutuklulukta israrın hukuka ve adil yargılanma ilkesine ne kadar ters düştüğünü kolayca fark edebilirler.

Özellikle de mahkeme başkanının karara koyduğu muhalefet şerhini okuyanlar..

Başkan Şeref Akçay, diğer iki üyenin öne sürdüğü tutukluluğun devamına ilişkin (kaçma, delilleri karartma gibi) gerekçelerin geçerliliği kalmadığını belirtiyor.

Ve tutuklulukların devamını “adil yargılanma haklarının ortadan kaldırılması“ sayarak mahkûm ediyor!

Biraz empati lütfen

Türkiye’de askerlerin çok haklı bir istek için seslerini çıkarmasını dahi demokrasi suçu gören tipler türedi.

Onların teşvik ve tahriki ile şimdiye kadar askerden yükselen her itiraz sesine, daha büyük sayılarda gözaltına almalar ve tutuklamalarla cevap verildi.

Aynı uygulama için çağrılar, kışkırtmalar yapılabilir yine. Bu oyuna gelmemek gerekir.

TSK’nın dünkü açıklaması demokratik rejimin ruhuna, kurallarına aykırı bir çıkış değildir. Açıklama bir “kafa tutma” eylemi içermiyor. Yazılanlar bir hayal kırıklığının dışa vurumudur, sitemdir...

Buradan belki başka bir ders çıkarmak yararlı olabilir:

Dün İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan’a fikrini sordum.

Özellikle açıklamanın “tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir“ diyen 4’üncü maddesi ilgisini çekmiş.

“Etme-bulma dünyası” sözünden hareketle bir acıklı şaka yaptı:

“Bugünün özel yetkili mahkemeleri,

12 Mart’ın, 12 Eylül’ün askeri sıkıyönetim mahkemelerinden gördüklerini, öğrendiklerini tekrarlıyorlar. Anlamayacak ne var?..”

Bu defter kapanmalı artık . Hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma hakkı, hiç bir hırsa, hınca, intikama feda edilmemeli.

Böyle bir suçu hele “ileri demokrasi”den söz eden bir iktidar asla işlememeli!

DİĞER YENİ YAZILAR