Sahip olduğumuz her güzel şeyi ona borçluyuz. Zafer Bayramı kutlu olsun!
Bağımsız, özgür, demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti, bugün 82'inci yıldönümünü kutladığımız 30 Ağustos askeri zaferi üstünde yükselmiştir.
Atatürk'ü, silâh ve kader arkadaşlarını saygı, bağlılık, minnet ve rahmet duyguları ile anıyoruz.
O'nun ve mirasının değerini hatırlamak ve yeni kuşaklara anlatmak, keşke sadece bayramları bekleyen bir görev gibi algılanmasa. Yazık ki bu hazineyi yeterince değerlendiremiyoruz. O yüzden de ülkeye zaman kaybettiren sapmalara uğruyoruz.
İmparatorluğun küllerinden çıkardığı çağdaş cumhuriyet, 81 yıl sonra bugün hâlâ dini bağnazlığın niyet ve oyunlarından etkilenebiliyorsa ayıp bize!
Türkiye artık Avrupa Birliği üyeliğinin eşiğinde Atatürk'ün vasiyet ettiği demokrasi kalitesine yükselmek zorundadır. Unutmamak gerekir ki O, Kurtuluş Savaşı'nı bile başından sonuna kadar, denetleyen ve eleştiren bir meclisin idaresinde yürütmüş ve zafere ulaştırmıştır.
Özgürlüğün temeli
Yaşadığı diktatörlükler çağında onu ölümsüz kılan sözlerinden bazıları ordu ve siyaset ilişkileri üzerineydi:
"Devlet ve milletin geleceğine milli irade hakimdir. Ordu bu milli iradenin emrinde ve hizmetindedir."
"Ülke hayatında orduyu siyasetten ayırmak prensibi, Cumhuriyetin daima göz önünde tuttuğu bir temel noktadır."
Fakat şu sözü de önemli bir misyon yüklemektedir:
"Ordumuz, Türk topraklarının ve Türkiye idrakini gerçekleştirmek için harcamakta olduğumuz sistemli çalışmaların, yenilmesi imkânsız teminatıdır."
Nasıl hürriyetsiz bir yaşam olmazsa ordusuz bir hürriyet de olmuyor. Cumhuriyetin değerlerine itaat ederek, onları koruyup geliştirerek özgür olacağız.
Adres sivil toplum
Bunun koşulu ülkenin bütünlüğünü, cumhuriyetin laik, demokratik karakterini savunmak konusundaki çabalara, gerektiğinde risk alarak ve fedakârlıklara katlanarak sivil toplumun sahip çıkmasıdır.
"Silâhsız Kuvvetler"de bu bilinç ve birikim vardır. Ama askerlere beslenen güven duygusu, aydınlar da dahil sivil toplumu yıllar yılı düşünce ve eylem tembelliğine sürüklemiştir.
Komutanların devir-teslim törenlerinde, laiklik düşmanı niyet ve eylemlere karşı sıkça tekrarlanan "Hiç kimse kararlılığımızı sınamaya kalkmasın" uyanları, aslında tehditten çok askerlerin sivillere görev çağrısıdır.
"Türkiye sevgisi en çok Türk Slâhlı Kuvvetleri'nde vardır şeklindeki anlayışa katılmıyorum" diyen Genelkurmay Başkanı'nın sözleri, bu görev çağrısını adresine göndermektedir.
30 Ağustos'u askerler kazandı ama eserini hedefine sivil toplum götürecektir.
Askerin çağrısı
Sahip olduğumuz her güzel şeyi ona borçluyuz. Zafer Bayramı kutlu olsun!
Haberin Devamı

