Cumhuriyet tarihinin en sarsıcı davalarından Balyoz’un temyiz duruşması başladı.
Darbeye teşebbüs iddiası ile açılan ve 356 sanıktan 325’inin 16 ile 20 yıl arasında hapis cezasına çarptırıldığı davanın Yargıtay süreci de gergin geçecek görünüyor.
Silivri mahkemesinde adil yargılanma hakkı ile ilgili şüpheler ve mahkeme heyeti ile savunma avukatları arasında yaşanan sürekli tartışmalar belli ki temyiz duruşmalarının da belirleyicisi olacaktır.
Balyoz davası TSK için baskına uğramanın ve baskınla adeta imha edilmenin acı hikâyesidir.
Uydurma delillerin ve asla güvenilmemesi gereken gizli tanıkların belirleyici olduğu bu davanın İstanbul aşamasında ümidini yitiren askerler ve aileleri hep şu ümitle beslenmişlerdi:
“Bu işin Yargıtay ayağı da var. Dayanın, ümidinizi yitirmeyin!”
Moral bozan uygulama
Dün mahkemede yeni bir sürprizle karşı karşıya kalan savunma avukatları, iyimserlik göstermekte acele ettiklerini fark etmiş olmalıdır.
Temyiz yargılamasına sanıkların avukatları katılıyorlar.
Yerleşik usul, sanıkların iddianamedeki sıraya göre savunma yapmalarıdır.
Olayı bütünlük içinde görmek ve daha kolay anlaşılmasını sağlamak böyle mümkündür. Yılların tecrübesi doğru yöntemin bu olduğunu öğretmiştir.
Ama dünkü temyiz mahkemesi, avukatları alfabetik sıraya sokmuştur. Yani 1 numaralı sanık Çetin Doğan’la başlaması gereken savunma, kim bilir ne zaman yapılacaktır?
Çünkü Emekli Orgeneral Doğan’ın avukatı olan Hüseyin Ersöz’ün adı kurada 47’nci sırada çıkmıştır.
Korkutan ihtimal...
İddianamedeki yeri ve önemi asla Çetin Doğan düzeyinde olmayan 46 sanığın avukatları savunmaları bitirecek, işin esasına mahkeme o zaman girme olanağı bulacaktır.
Sanıkların iddianamedeki sıraya göre savunmalarını almak, olayın bütününü görmek ve anlaşılmasını daha kolay sağlamak bakımından başarısı denenmiş bir tecrübedir.
Neden bu denenmiş usulden vazgeçildi?
“Mahkeme en büyük zararı kendine vermiş oluyor. Çünkü karar verici olarak gerçeğe ulaşmaya herkesten önce mahkemenin ihtiyacı var; değil mi?”
Bu değerlendirmeye kıdemli bir avukatın ne diyeceğini merak edip sordum. Şüpheyi yerinde buldu.
“Siyasi davalarda böyle şeyler olur” dedi.
Karar vericilerin kararlarını şimdiye kadar çoktan vermiş olabileceklerini “küçük de olsa bir ihtimal” olarak yine de unutmamak gerekiyor!
Asker Yargıtay’da adalet arıyor...
Haberin Devamı

