Asker tuzağa düşmesin...

Haberin Devamı

Kendimize bile itiraf etmekten çekindiğimiz o zehirli ihtimali Kılıçdaroğlu dün pat diye söyledi!

Ordunun “belli güçler” tarafından yeniden dizayn edilmek istendiğini iddia etti.

AKP’nin “Orduyu nasıl yıpratırım” diye yola çıktığını hatırlatarak TSK’yı bugün yaşadığı zor günlere planlanmış bir sürecin taşıdığını savundu.

Balyoz davası nedeniyle yaşadığımız karmaşa ve tanık olduğumuz haksızlıklar CHP’nin eski lideri Deniz Baykal’ın dediği gibi askeri darbe dönemini aratmayacak vahamettedir.

Baykal doğru söylüyor: “Bugün yaşananlar 12 Eylül darbe döneminde yaşananlardan farklı değildir. Anlaşılıyor ki Türkiye’de bu kadar büyük hukuksuzluğun yapılması için bir askeri darbeye ihtiyaç yokmuş.”

Baykal’a göre Türkiye çok tehlikeli yönetiliyor; işler çığırından çıkmak üzeredir!

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” bencilliği ile seyredilebilir mi bütün bu haksızlıklar?

Eğer Silâhlı Kuvvetler siyasi amaçlı komploların hedef tahtasına konulmuş ise ülkenin aydınları her türlü tehlikeyi göze alarak halkı uyandırma görevlerini cesaretle yapmak zorundadırlar.


Bu kadar rastlantı olmaz

Balyoz soruşturması bağlamında yakalanmaları istenen 102 şüphelinin 28’i halen görev başında olan general ve amirallerdir.

Bu operasyonun, TSK’daki komuta yapılanmasını değiştirmek kastıyla Yüksek Askeri Şûra öncesine denk getirildiği ihtimali yabana atılamaz.

Mahkemenin ortada karartılacak delil bulunmadığı, şüpheliler de kaçma riski taşımadığı halde tutuklama istenmesi, komuta hiyerarşisine dışardan müdahale edilmekte olduğu şüphelerini destekliyor.

102 asker hakkındaki yakalama kararının açıklandığı günün gecesi Başbakan ile Genelkurmay Başkanı arasında gerçekleşen görüşme, Erdoğan ile Büyükanıt’ın Dolmabahçe buluşması gibi gizli kalmamalıdır.

CHP lideri Kılıçdaroğlu açık bir suçlama yöneltti son Balyoz tutuklamaları konusunda:

“Belli kişilerin önlerinin kesilmesinin, terfi etmemesinin yolu kullanılıyor. Bu yöntemle sanki hükümet dışındaymış gibi bir hava yaratılıp aslında hükümetin de içinde olduğu bir politika izleniyor.”


Muhtıra tahriki mi acaba?

Kılıçdaroğlu’na göre bu taktik 27 Nisan’da başarılı olmuştur. Dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt bizzat yazdığı o muhtıranın toplumda uyandırdığı tepki nedeniyle

AKP’nin 2007 seçimini yüzde 47 ile kazanmasına yardımcı olmuştur.

Bu sayede Erdoğan ile Büyükanıt “kanka” olmuş, eski Genelkurmay Başkanı iktidar tarafından özel korumaya alınmıştır.

Dağlarda bölücü terörist kovalayan komutanlar da dahil askerlerin katlanmaya mecbur bırakıldıkları hukuk ihlâlleri ve kışkırtıcı hakaretler hangi amacı gözeten araçlardır acaba?

Türkiye’nin laik ekseninin kaydığı iddiasına eşlik eden o iğrenç “80 yıllık intikam” şüphesi mi?

Yoksa “yeter artık” diye bağırma noktasına getirmeye çalıştıkları askerin elinden 27 Nisan’dakine benzer bir çıkışı tahrik ederek yine “Muhtıra verdiler, darbe tehdidi yapıyorlar” diye meydanlara çıkmanın, mağdur rantı ile sandıkları oy doldurmanın hazırlığı mı?

İktidar kurmayları tedbirli olmalıdır.

Çünkü askere yönelik niyetler deşifre olmuş gibidir artık ve halkın gözünde 2007’nin mağduru ile zalimi yer değiştirmiştir.

Ve umarız ki iktidar ne tahrik ederek, ne ikna ederek ikinci bir 27 Nisan muhtırası yazdıracak komutan bulamayacaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR