Siyasi yaşamın Aşk-ı Memnu ile olan benzerliği, halkın merakını ahlâksızca sömürmesi mi?
Bunu bilmiyorum ama dün CHP Genel Başkanı Baykal iktidarı “Aşk-ı Memnu Siyaseti” yaptığı için eleştirdi:
“Başbakan Yardımcısı’na suikast dediler. Arkasından yeni bir heyecan daha. (Kozmik oda, Balyoz filân)... Sanki Aşk-ı Memnu dizisi...
Her hafta millete nasıl bir senaryo sunalım? Haydi çocuklar çalışın, daha yüksek heyecan ve gerilim yaşatalım. Böyle deniliyor. Birileri bir yerde yazıyor, başkaları başka bir yerde sahneye koyuyor!”
Deniz Baykal bu eleştiriyi, darbe planlarının varlığını kabul edenler safında yer aldığını sık sık belli eden Başbakan’ın şu sözü üzerine getirdi:
“Daha neler çıkacak bilmiyoruz!”
Ve ona cevabını yetiştirdi: “Bilirsiniz bilirsiniz; çünkü kendiniz yazıp kendiniz oynuyorsunuz!”
Türkiye’nin siyaseti yanlış davranışları düzeltmiyor yazık ki; refaha ve barışa hizmet edecek çözümler üretmiyor.
Basmakalıp sözler ağzının payını alsa da fark etmiyor, söyleyen cevabını almamış gibi ertesi gün bir daha söylüyor.
Türkiye kazanacak olursa...
Dün Başbakan, itiraz sesi duymasına imkân olmadığı için kullanırken en mutlu olduğu kürsü olan grup toplantısında yine statükodan şikâyet ediyor, Türkiye’ye elbisesinin dar geldiğini söylüyor ve artık hiç inandırıcı olmayan sloganını tekrarlayarak şöyle diyordu:
“Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye hazırız!”
Yüce gönüllü ve cömert görünmek bütün diktatörlerin tutkusudur. Ama hayat bu kadar çapraz değil. Demokrasinin, hukukun, ahlâkın içinde kalındığı zaman kaybeden olmaz. Türkiye kazandığında pekalâ AKP iktidarı da kazanabilir.
Ama şu anda iktidarın ısrar ettiği yol kendisine bir şey kazandırmayacağı için Türkiye’ye de kaybettirecektir.
Statüko üstünde tepinerek şeytan taşlayan iktidar sözcüleri, hangi iyi işi yapmışlar da statüko ellerini tutmuş; şunu açıklasınlar.
Dar elbise benzetmesine gelince, ondan muradın “Anayasa’yı değiştirmek” olduğunu da herkes biliyor.
Ve buna karşı şu masum soru soruluyor:
Bu meclisle olur mu?
AKP iktidarı laiklikten hüküm giydi. Milletvekillerinin kalpazanlık da dahil 500 dolayında dokunulmazlık dosyası birikti.
Bu meclis, bu iktidar hangi yüzle anayasayı değiştirme hakkını kendinde bulabiliyor?
AKP iktidarının hazırlattığı “sivil anayasa” da rolü olan Prof. Serap Yazıcı bile “Bu kadar yıpranmış bir parlamentodan yeni bir anayasa çıkmaz” diyor.
AKP’nin önümüzdeki dönem için laiklik için teminat vermesi, değiştirilemez maddeler üstünde bir tehdit oluşturmayacağını taahhüt etmesi gerektiğini savunuyor.
Başbakan dünkü konuşmasında “Kimse bize gaz vermesin” diye bağırıyordu.
Gaz veren yok. İnsanlar endişeli. Birlik ve özgürlük güneşi batacak diye korkuyor. Çünkü rejimin güvencesi olan kurumlara saldırılar durmuyor.
Başbakan’a yöneltilen uyarı açıktır:
“Araştırın; suç varsa komutanları görevlerinden alın, ama suç yoksa bu yaptığınıza son verin, Silâhlı Kuvvetler’i yıpratmayın, kirletmeyin!”
Akıl için yol bir. Herkes korkuyor. Çoğunluk iktidarın gazabından yılmış yutkunuyor, küçük bir azınlık tehlikeyi göze alıp düşündüğünü söylüyor.
Fakat Başbakan’ı bu bile memnun etmiyor.
Herkes itaat etsin istiyor. O bile yetmiyor; itaat edenler minnetlerini de göstersin istiyor!
Aşk-ı Memnu misali
Haberin Devamı

