Asıl zengin

Euromoney dergisi onu "Türkiye'de kapitalizmin kabul gören yüzü" diye tanımlamıştı. Sabancı, siyasi önderleri bile kıskandıran bir ayrıcalıkla aynı zamanda halkın gönlündeki adamdır

Haberin Devamı

Euromoney dergisi onu "Türkiye'de kapitalizmin kabul gören yüzü" diye tanımlamıştı. Sabancı, siyasi önderleri bile kıskandıran bir ayrıcalıkla aynı zamanda halkın gönlündeki adamdır. Zenginliği, mal varlığı ile şöhretinin toplamını bu sayede aşmıştır. Babadan devraldığı emaneti kardeşleriyle birlikte uluslararası bir sanayi imparatorluğu haline getirmekle kalmamış, Tanrı'nın cömertçe verdiği yeteneklerini ülkesi ve halkı için kullanmayı bilmiştir. Bu yüzden kıskançlığın değil sevginin muhatabı olmuştur.

Sabancı hayatini hep yüksek sesle yaşadı. Menfaat kaygılarının insanları susmaya zorladığı kriz dönemlerinde bile düşündüğünü söylemekten çekinmedi. Bu çalışkan, vatansever, cesur, samimi, güler yüzlü adam inandığı doğruları, muhatabı halk olsun, sivil ve hatta darbeci yönetimler olsun, korkmadan söyledi. Sevimli Adanalı şivesi, acı gerçekleri tatlandırmak için kullandığı bir araç oldu.

Her insan zengin olmayı hayal eder. Ve bu hayallerin zirve noktası Boğaz'ın en güzel yapılarından biri olan Atlı Köşk gibi bir yere sahip olmak ve orada yaşamaktır. Sakıp Sabancı, sahip olduğu bu köşkü, içindeki seçkin sanat eserleriyle birlikte müze yapıp Sabancı Üniversitesi'ne verdi.

Çünkü o her bakımdan başkalarına örnek oluşturmak hedefine kendini adamış biridir. Eğitim ve vakıf faaliyetleri yoluyla insana yatırımın ispatlanmış başarısıdır. Sakıp Sabancı bugün hastanede zor bir savaş veriyor.

Dün cuma namazından sonra pek çok camide insanlar, onu koruması ve güç vermesi için Allah'a ellerini açtılar. Bu duaların yerini bulmasını diliyoruz.

Kaytarmacı sivil toplum
Başbakan fırsat buldukça şunu savunuyor: "Bırakalım, herkes inancını yaşasın.." Din ve vicdan özgürlüğü, ibadet hakkını güvenceye alır. Toplumsal yaşamın kurallarını düzenleyen yasalara herkes saygı göstermek zorundadır. Aksi halde önerme ile başlayan aykırılıklar dayatmayla son bulur.

Denizli'deki komutan, "sarık ve cüppeli erkeklerle kara çarşaflı kadınların hiçbir müdahale görmeksizin halk içinde dolaştıkları" konusunda Valiliği ve Başsavcılığı uyaran ve yasal işlem yapılmasını talep eden yazılar gönderdi.

Şimdi yine eleştiriler başlayacak. Ama insaf edelim: Devrim yasaları işlemeyecek, bu yüzünden Türkiye dışarda "Ilımlı İslâm Cumhuriyeti" diye algılanmaya başlayacak, herkes buna üzülecek, fakat kimse sesini çıkarmayacak. Asker uyardığı zaman da demokrasi aşkları kabaracak. Sivil toplum, sınırları korumakla yükümlü askerlerin sırtından cumhuriyeti koruma yükünü ne zaman devralacak?

DİĞER YENİ YAZILAR