Asıl sorun güvensizlik

Haberin Devamı

Silâhları kim koydu? Koyan, devletin içinde mi, dışında mı? Bunları ortaya çıkar. Ama silâh ayrı, öbürü ayrı.”

Kargaşayı Baykal’ın bu sözleri iyi çerçeveliyor.

CHP’ye göre Ergenekon bir siyasi davadır. Nazi Almanyası’na giden yolda parlamento yangını nasıl ülkenin aydınlarını tasfiye için kullanılmışsa Baykal’a göre Ergenekon’un kurgulanış amacı da aynıdır.

Birçok saygın ismin toplanıp ite kaka götürülmesi kamu vicdanına azap vermişti.

CHP lideri Baykal dün Genelkurmay Başkanı’nın Başbakan’la yaptığı görüşmenin ardından Ergenekon sürecinin “ciddi bir frenle durduğunu” öne sürdü.

Güven duygusu...

Amacı, gözaltına alınan emekli orgeneralleri Başbakan Erdoğan’ın bıraktırdığını söylemekti. Bunu söylemekle kalmadı, onların gözaltına alınma kararlarını da Başbakan’ın verdiğini iddia etti!

Türkiye’de darbelerden memnun olacak bir kamuoyu yoktur.

Ama devlete karşı komplo kurmanın hazırlığını yapmakla suçlanan örgüte ait olduğu söylenen silâh ve mühimmat gömüleri, tehdide karşı bir başarının memnuniyetini niçin yaratmıyor herkeste?

Çünkü kurumlara güven yok olmuştur. Ve bu güven erimesi sebepsiz değildir.

Düşünün: Ülkenin birçok saygın insanına yakıştırılmayan suçlamalarla girişilen gözaltına almalar toplumda infial yaratıyor. Sonra çete üyelerinin evlerinde bulunduğu söylenen krokilerden yola çıkarak gömülü cephanelikler bir anda bulunuyor.

Güç gösterisi mi?

Soruşturmanın gizliliği ilkesi, Ergenekon’un iktidar versiyonuna destek kazandıracak haberler için o kadar geçerli değil ki, devlet televizyonu kazılardan saatlerce naklen yayın yapıyor.

Başbakan dün CHP liderine “Neden korkuyorsun, bu telâşın nedir?” diye tahrikte bulundu, “Lav silâhı, binlerce mermi, el bombaları.. Harbe mi gidiyoruz; nedir bu hal?” diye yerinde bir soru sordu ama ihtiyacı olan güven duygusunu yine yaratamadı.

Yargı bağımsızlığına yönelik müdahalelerin yarattığı tepkiler ortada iken Adalet Bakanı Şahin’in dün Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu toplantısına katılıp başkanlık etmesi, gücünü kaba bir şekilde göstermek isteyen kompleksli iktidarlara özgü bir meydan okuma idi.

Bakanın Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nu rahat bırakması bile tek başına Başbakan’ın gömülü silâhlardan sağlamaya çalıştığı siyasi faydanın fazlasını getirirdi.

Sonra... Bunlar nasıl sözler:

“Bu ülkede neler olmuş neler oluyor? Kim bilir belki bunlar işin başı. Daha neler gelecek? İnsanı bu düşündürüyor!”

Korku ve endişe üreterek yolsuzluk ve yoksulluk sorunlarının örtüleceğini ve halkın daha kolay yönetileceğini zanneden bir siyaset anlayışına Türkiye teslim olmamalıdır.

İhtiyacımız, yargıyı yönetme iddiasından arınmış bir iktidardır.

Çetelerden kurtulmamız da buna bağlıdır!

DİĞER YENİ YAZILAR