Adalet mülkün, yani devletin temelidir sözü doğruysa halimiz duman demektir.
Beş yıl önce Yargıtay Başkanı, yargı mensuplarının geçim sıkıntısı çektiklerini belirterek şu uyarıyı yapmıştı:
"Vicdanı ile cüzdanı arasında sıkışan hakimin kararının sağlıklı olacağını düşünmek, insan aklına ve doğasına ters düşer.."
Peki gelmiş geçmiş hükümetler bu uyarının işaret ettiği derin tehlikeye karşı ne yaptılar?
Hiçbir şey yapmadılar.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, körlüğün sorunu hangi noktaya taşıdığını dün şu sözlerle kayda geçirdi:
"Avrupa Birliği'nden gönderilen iki uzmanın birçok hakim, savcı, avukat ve hükümet yetkilisiyle konuştuktan sonra Türkiye hakkında düzenlediği raporda, on yılını doldurmamış 4742 hakimin, aldıkları maaşların azlığı nedeniyle yoksulluk sınırının altında yaşadıkları açıklanmıştır."
Gafletin bedeli..
Hakimleri yoksulluğa terk etme gafletinin ne gibi sonuçları olur?
Bumin onun cevabını da verdi:
"Şayet hakim asgari ihtiyaçlarını karşılayacak gelire sahip değilse, ne kadar iyi niyetli olursa olsun kendini ruhi bakımdan işine veremez."
Ülkeyi yönetenler, bugünkü manşetimizde sorduğumuz soruyu kendilerine sormalıdırlar:
Yoksul hakimle adalet olur mu?
Kötü niyet taşımayan herkesin bu soruya vereceği cevap "OLMAZ"dır!
O zaman beş yıldır gelip geçen iktidarlar bu gerçeğe niçin sırtlarını döndüler?
Adalete dayanmayan bir devletin ayakta kalamayacağını bilen, halkın nabzını tutan hükümetler olsaydı, toplumun adalet açlığı çektiğini, insanların artık adalete inançlarını kaybetmeye başladıklarını görürlerdi.
Yeter bitsin artık
Sorun, yoksulluk sınırının altında yaşayan hakimlerin varlığını aşan bir vahamet taşıyor. Elbette hakimlerin mahkûm edildikleri durum nedeniyle acı ve utanç duyalım. Ama öncelikle kendimize acıyalım.
Çünkü gafletin sakatladığı adaletin asıl mağduru toplumdur.
Bumin dün Atatürk'ün bir sözünü anımsattı: "Her şey adaletle var olur. Bir ülkede adalet olmazsa o ülkede anarşi var demektir. Orada özgürlük yok demektir."
Halk hakkını her şeye rağmen mahkemede arıyor. Çünkü anarşi istemiyor.
Hükümet "cüzdan-vicdan" çatışmasına son verip adaleti, yani devleti ayağa kaldıracak çareyi hemen bulmalıdır.
Yargı kurumlarının törenlerinde adaletsizliğin sebeplerini, bahanelerini dinlemekten bıktık, usandık.
Halkın adalete güven duygusunu ve devletin temelini, fedakârlık sayılmayacak bir parayı kıskanarak dinamitlemeyelim. Yeter artık!
Asıl adalet arayan insanlara acıyın!
Adalet mülkün, yani devletin temelidir sözü doğruysa halimiz duman demektir
Haberin Devamı

