Mantık, halkın seçim fırsatını iktidardan kurtulmak için kullanacağını düşündürüyor.
Ama manzara bunu doğrulamıyor.
Kriz, işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluklar...
Bunların her biri sandıkta hükümeti yok edecek sebeplerdir ama Başbakan Erdoğan bu kamburları adeta avantaja çeviren sihirbazlıklar sergiliyor.
Anketler, artan olumsuzlukların AKP oylarında erime yaratmadığını gösteriyor.
Sıcak odalarını pek seven muhalefet liderleri, kış kıyamet demeden Anadolu’yu bir uçtan öbürüne harmanlayan Tayyip Erdoğan’ın en büyük şansıdır.
Fakat galiba Türkiye’ye özgü sosyolojik gerçekler, yani Recep İvedik 2’ye rekorlar kırdıran beğeni ölçütleri de bu işte çok etkili oluyor.
Meselâ Erdoğan’ın Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı’na tepki gösterirken kullandığı dil, uluslararası zeminde “diplomatik rezalet” diye tanımlandı ama Başbakan’ı aynı sebep Türkiye’de “Davos Fatihi” yaptı.
Önceki gün Sinop’taydı. Açılış törenindeki bir aksaklığa tepkisi şu oldu:
“Şimdi küfür ettireceksiniz bana!”
Bankacılarla yaptığı kapalı toplantıda Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’e sinirlenip “Başlatma şimdi” diye giriştiği azarlama seansı medyaya yeni sızdı.
Halkın çoğunluğu bayılıyor herhalde bu üsluba.. Mesela dün Nevşehir’deydi ve oy avcılığı amaçlı yardımların Anayasa’ya aykırı olduğunu söyleyen Yüksek Seçim Kurulu’na kulak asmayacağını, hedef seçtiği kitlenin hoşuna gittiğini düşündüğü sözcükle bağırıyordu:
“Devam edeceğiz... Yani CHP şöyle diyor bu böyle diyor; bizi ırgalamaz!”
Başbakan bu “asabi baba” rolünü içinden gelerek mi, yoksa en yüksek desteği o rolle yakalayacağını düşündüğü için mi oynuyor?
Bilmiyoruz ama yarattığı tablo bana Levent Kırca’nın yıllar önce TV’de sahnelediği bir parodiyi hatırlattı:
Zınga zınk dolu bir lokantanın sahibi, sinek avlayan komşu lokantanın sahibine sırlarını açıklarken müşterilerini azarlıyor, onlara kaba davranıyor, fasulye isteyene pırasa veriyor, itiraz edenin başına kepçeyle vuruyor ve “Bizim ahali sertlikten hoşlanır, kim kazıklıyorsa onu sever” diyor.
Başbakan “Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir” sözünü iyi anlamakla kalmamış, halkın şifrelerini de doğru çözmüş olabilir.
Ama bu toplumun daha iyi bir yönetimi hak ettiğini düşüneceği bir zaman hiç gelmeyecek mi?
Yoksa kendi lâyık gördüğü de bu mu?
Kılıcını haklı kullan!
Beşiktaş’taki “Selenium Panorama” öyküsündeki bahtı kara arsa Başbakan’ın sınıf arkadaşı M. Emin Erkan’ın ellerinde 23 katlı bir gökdelen haline gelmiş.
Evet ama büyük rantı doğuran başrolü de CHP Genel Sekreter Yardımcısı Sevigen oynamış. Peki, satıcıyı bulup anlaşmayı sağlayan Sevigen dua almak için mi yapmış bu hizmetleri? Hayır..
VATAN’ın bugünkü manşeti, Sevigen’in iş bitiminde esaslı bir menfaat sağlayacağına dair belgeyi önümüze koyuyor.
İmar atraksiyonları, kent rantları yoluyla halkın arsızca soyulmasıdır.
CHP İstanbul adayı Kılıçdaroğlu şöhretini AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’yi bu suçun üstünde yakaladığı için hak etmişti.
Bu başarının AKP’ye de hizmeti oldu, partinin önemli bir koltuğu Dişli’den kurtuldu.
Şimdi aynı hizmeti kendi partisine yapma fırsatı Kılıçdaroğlu’nun önündedir.
Sevigen’in istifasını sağlamadan seçime girmesi, onun bütün kirli adamlara değil, sadece AKP’dekilere muhalif olduğunu gösterir. Çekiciliğini alır götürür.
Kendi evini temizleme cesareti göstermesi ise onu yüceltir. Haydi!
Asabi baba...
Haberin Devamı

