Batı toplumları niçin daha müreffeh, niçin daha güvenli? Çünkü insanlar haksızlıklar karşısında susmuyorlar.
Bu farklılık, hukuk dışı davranışlar karşısında kamu otoritesinden önce toplumsal denetimi devreye sokuyor. Bir kabahat suç boyutu kazanmadan düzeltiliyor, eğer suç kastı ile hareket eden birileri çıkmışsa, yılan küçükken eziliyor.
Bizde ise kanunsuzluğa sapanların cüretini besleyen bir sessizlik var. Küçük maceracıları kısa zamanda canavar haline getiriyoruz. Ateş bacayı sannca müdahale ettiğimiz için de maliyet ağır oluyor.
Başbakan Erdoğan geçen gün işadamlarına "Tepeden tırnağa yolsuzluk ekonomisi yaşanırken sizlerin sesi daha fazla çıkmalıydı" dedi. Koç topluluğunun Konya'daki toplantısında Mustafa Koç da ona hak verdi:
"Başbakan Erdoğan kısmen haklı idi. Daha aktif olabilirdik."
Temiz ve cesur olmak
Adaleti sağlama gücümüz olmayabilir ama haksızlığa isyan edecek vicdanımız her zaman olmalı.
Bizde olamadı. Çünkü medyayı kılıç gibi kullanan bazı gruplar, siyaset ve bürokrasi üstünde bile baskı kurmuştur.
Kamu otoritesi yetkilerini kullanan insanların yalnız cesur değil, şantaja karşı temiz de olmaları gerekir. Meclis'teki Yolsuzluklar Komisyonu, geçmişte ülkenin talihsiz bir dönem yaşadığını gösteriyor.
AKP iktidarı bir şanstır.
Düşünün ki hükümet, el koyduğu Uzanlar'a ait ÇEAŞ ve Kepez'de tespit yaptırmak için bir noter dahi bulamamıştır ama kararlılığı ile TÜSİAD ve TOBB'u etkilemiştir.
Bu kuruluşlar imtiyaz sözleşmelerinin fesih kararını destekleyen açıklamalar yaptılar. Kimsenin devlet içinde devlet gibi davranamayacağını savunup haksızlığa anında müdahale edilmesini istediler. Çünkü gecikme yalnız rekabetin adaletini değil siyasetten bürokrasiye, yargıdan medyaya her şeyi bozuyor.
Aşağılık bir bencillik
ÇEAŞ ve Kepez Uzanlar'a geçmeden önce 35 bin küçük ortağına her yıl kâr payı dağıtırdı. Sonra zarar gösterilmeye başlandı ve kimse kâr payı almaz oldu.
Bu gerçek ve el koymaya sebep olan hukuksuzluk yıllardır göz önünde olduğu halde Uzanlar'ın elindeki medya gücü tarafından linç edileceği korkusu ile kimse sesini çıkarmadı.
Halkta bir şüphe vardı: Acaba AKP iktidarı bu müdahaleyi, Cem Uzan'in kurduğu partinin önünü kesmek için mi yaptı?
Cumhurbaşkanı Sezer'in Bakanlar Kurulu kararını hemen onaylaması, bu şüpheyi ortadan kaldırmıştır. Kamu vicdanı rahatlamıştır.
Olay, medyadan bürokrasiye, yargıdan siyasete ve iş dünyasına kadar tüm toplumu silkinip kendine getirecek unutulmaz bir tecrübedir.
Dileriz herkes haksızlık karşısındaki suskunluğun aşağılık bir bencillik olduğunu, bunun da sadece haydutlara yaradığını öğrenmiştir!
Artık susmayın!
Batı toplumları niçin daha müreffeh, niçin daha güvenli? Çünkü insanlar haksızlıklar karşısında susmuyorlar
Haberin Devamı

