Arınç’ın vicdan azabı sorunu çözer mi acaba?

Haberin Devamı

Deniz Feneri sanıklarının serbest bırakılmaları “hayırlara vesile olacak” inşallah!..

Hatırlayacağınız gibi Almanya’da Deniz Feneri derneği tarafından toplanan yardım paralarını burada bazı firmalara transfer ettikleri iddiasıyla haklarında dava açılan eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Kanal-7 yöneticilerinin oluşturduğu 6 kişi “üç ayı aşan tutukluluk cezalandırmaya girer” gerekçesiyle tahliye edilmişti.

Silivri’de ve bazı askeri cezaevlerinde neredeyse üç yıldır tutuklu oldukları halde birçoğu neyle suçlandığı bilmeden ceza çeken onlarca, yüzlerce asker ve sivil yatıyor.

Toplum vicdanını sızlatan bu eşitsizlik, hoş bir sürpriz olarak Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın verdiği bir TV mülâkatında ifadesini buldu.

Bağımsızlık hayali...

Arınç “Tutukluluk süresinin uzaması doğru değil; bunları (Deniz Feneri sanıklarını) tahliye eden hâkimin verdiği kararın başka hâkimlere de örnek olmasını diliyorum” dedi.

Hangi hâkimlere örnek olması gerekir, onu da belli etti:

“Vekil seçilmiş Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve Engin Alan’a parlamento hakkının tanınmamasını vicdanım kabul etmiyor!”

Arınç’ın bu itirazını Adalet Bakanı Ergin’in bir toplantıda sarfettiği “Tüm çabamız daha bağımsız ve tarafsız yargının oluşturulmasıdır” sözleriyle birlikte değerlendirmek gerekir.

Bu ifade yargı sistemimizin bağımsızlık ve tarafsızlık temel normları bakımından en azından eksikli olduğunun itirafıdır.

Nitekim itiraf dün “İnternet Andıcı” davasına bakan mahkemede Albay Dursun Çiçek tarafından dile getirildi.

Dursun Çiçek otuz-kırk aydır tutuklu bulunan kişilerin varlığını hatırlattıktan sonra Deniz Feneri tutukluları için verilen tahliye kararlarının bu dava için de örnek alınmasını talep etti.

Kimse bu kavgayı adaletten suçlu kaçırmak niyetiyle yapmıyor. İstenen tutuklulukta evrensel hukuk normlarının işlemesi ve yargılamanın hızlandırılmasıdır.

Oysa şu anda üç yılı dolmuş tutuklular var Silivri’de ve suçlu olup olmadıkları hakkında bir hüküm verilmiyor.

Ama tutukluluk sebebiyle hükmedilmemiş cezalarını çekmeye devam ediyorlar.

Bülent Arınç’ın vicdan azabı kişisel midir, yoksa kabinenin ortak vicdanını mı yansıtıyor bilmiyoruz ama mesele artık tahliyelerin başlaması ile de çözümlenecek gibi görünmüyor.

Yeni Anayasa’yı yapacak ortak komisyon, yargının çok ciddi bir reforma şiddetle muhtaç hale geldiği gerçeğini görmelidir.

Yeni anayasa temizler

Evet iktidar, 12 Eylül’de referandumdan geçen yargı düzenlemelerine dokundurmamaya kararlı ama bu tutum hiç gerçekçi değil.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin bile “daha bağımsız ve daha tarafsız bir yargı” için çaba harcadıklarını belirtiyor.

Yani sistem bağımsızlık ve tarafsızlık bakımından eksiklidir, özürlüdür.

Bu sakatlığın sebebiyet verdiği sapmalar, haksızlıklar, referandumdan sonra artmıştır.

Yargı sorunları, yeni Anayasa yapma ihtiyacının belki de baş nedenidir.

Bu gerçeği inkârda birleşen bir çoğunluk, topluma adalet, eşitlik ve özgürlük üstüne kurulu bir gelecek vaat edemez.

DİĞER YENİ YAZILAR