Arap saçı

Haberin Devamı

Türk hariciyesi yakın tarihin en ağır kusurunu Suriye’de işledi.

Bir-iki hafta içinde Cuma’yı Şam’da kılma imkânından söz eden iktidar sözcüleri, o sözleri şilte yapmış, bir yıldır üstünde oturuyorlar.

Batılı güçler, korktukları günahları paylaşarak kabullenirler.

O gelenek de burada çalışmadı.

Şam’daki despottan insanlığı kurtaracak hamlenin heyecanına kapılanlara Rusya, Çin, İran üçlüsünün “oturun yerinize” uyarısı işe yaramıştır.

Türkiye’nin başı çektiği “Girelim, bitirelim” çağrıları kimseyi ayağa kaldırmıyor.

Son açıklamalar ABD’nin devre dışı kalacağını ilân etmiştir.

Obama Irak’ta sütten ağızları yandığı için yoğurt bile yemiyor. Suriye’de görünür bir gelecekte Amerikan askeri görmeyeceğiz.

Diplomatlar aynı fikirde birleşiyorlar: Türkiye’nin daha en başta isyancılardan yana taraf olması ve her yardımı aleni olarak yapmaktan çekinmemesi, ülkemizin terör sorununu ikiye katlamıştır.

Irak sınırını kullanan PKK ile uzlaşmaya çalışırken şimdi de Suriye sınırını kullanan “ikinci PKK” derdini başımıza açtık.

Suriye’deki savaşa taraf olmak bütün radikal İslâmcı terör örgütleri ile ilişki kurmaya mecbur kalmak demektir.

Suriye şu anda “terör fuarı” görüntüsündedir.

El Kaide’nin de aralarında bulunduğu bu örgütlerin bir kısmı Türkiye’nin dostu, rakipleri ise hasmımız olacaktır.

Terör tehdidinden bu kafa ile kurtulabilir mi ülke?

Arap saçına dönmüş ilişkiler yumağı sorumlu siyasetçiye bir borç yüklemiyor mu?.. Yüklüyor..

Bir istifa çok şeyi değiştirebilir.

İyilik yalnız Türkiye’yi değil bütün bölgeyi kurtaracak fırsatlar sunabilir.

Böyle bir fedakârlığı esirgememek lâzım!


Form düşüklüğü

Başbakan’ın “faiz lobisi” çıkışını ve tencere tava çalmak üstüne söylediklerini “ilginç” diye nitelemek bile zor.

Danışmanlar tatile çıkmaya başladı ise gidenlere mim koymalı.

Son değerlendirmeleri yaratıcı bir zekâ yansıtmıyordu.

Form düşüklüğü şüphesi uyandırmak istemiyorsa Başbakan çaresine baksın.

Faiz lobisi ve kredi kartı üstüne söyledikleri kolay anlaşılır olmadı.

Tencere-tava çalmak üstüne kurulu protesto, halkı eleştiri ve protesto hakkından vazgeçmeye çağırmaktır.

Ama Başbakan, “polise, yargıya ihbar edin” telkini yapıyor.

Millet az bölünmüştü, varsın bir de “komşusunu ihbar edenler“ ve “ihbar edilenler“ diye bölünsün.

Bu durumda demokrasiye gitmek için bindiğimiz tramvay bizi nereye götürür acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR