Gazze’ye İsrail’in fosfor bombası attığı hakkında öne sürülen şüpheler doğru çıkacak gibi görünüyor.
Batı medyası haberi verirken, derisine değdiği yerde insanı yakan bu silâhın Cenevre Konvansiyonu’nca yasaklı olduğunu, İsrail’in savaş suçu işlediğini belirtiyor.
Askeri gücün eşitsizliğinden doğacak faciaların acımasız sonuçlarını, insan ruhunu isyana sevk eden tablolarla bu savaşta yaşıyoruz.
Dünya, çaresizlik ve korkaklıktan kaynaklı dev boyutlu bir utancı paylaşıyor. Bu çapta onursuzluğu tarihte pek az savaş insanlığın ortak ayıbı durumuna getirmiştir.
Yaşlı dünyanın ibretlerle dolu geçmişinden hiç mi soylu ve onurlu bir şey kalmadı günümüze?
VATAN’ın birinci sayfasındaki fotoğrafa baktığı zaman insan acıyla şunu da düşünüyor ister istemez:
Nazi vahşetinden doğan mağduriyeti İsrail acaba kötüye mi kullanıyor?
Teröristler rekabeti
İngiliz Independent gazetesinin Gazze muhabiri Faris Ekrem, bir gazetecinin başına gelebilecek en kötü olaydan birini yaşadı: Ailesi Gazze’de güvenli bir yerdeyken emekli yargıç olan babası, çiftliğindeki hayvanları kontrol etmeye gitmişti.
Faris Ekrem’in yazdığına göre bir İsrail F-16’sının attığı bomba ile öldü.
Haklı olarak soruyor:
“Babam Hamas’ın üyesi de, militanı da değildi. Şimdi sadece şunu düşünüyorum: Gökyüzünden o bombayı atan F-16 pilotu ile Gazze’den roket atan Hamaslı arasında ne fark var?”
Bence fark İsrail aleyhinedir. Bu ölçüde orantısız tepki vermek Hamas’ı terörist olarak gösteren İsrail’i düşmanının seviyesine indirmektedir.
Bebekleri bile sakınmayan acımasızlık, İsrail halkının korkusuz yaşama hakkını güçlendirecek midir, yoksa yeni düşmanlıkların tohumlarını mı ekecektir?
Korkarım ki İsrail son günlerde elindeki en etkili silâhlardan daha öldürücü bombalar üretmekle meşguldür. Nefret güdümlü insan bombalar!..
İsrail’in bu yoldan barışa ulaşacağını sanmasının büyük aptallık olacağını savunan Times gazetesi yazarı Michael Lerner dün “İsrail’in bu kadar aptal olması kalbimi kırıyor” diye yazdı.
Türkiye ayrı dursun
Savaşın Türk halkı üzerindeki etkileri de derin ve karmaşıktır. Pazar günü dünyanın en büyük protesto mitingine İstanbul sahne oldu.
Başbakan da bundan mı etkilendi bilinmez; Antalya’daki bir toplu açılış töreninde ağzına geleni söyledi.
“O bombaların altında ölen çocukların, savunmasız annelerin ahı yerde kalmayacaktır” diye bağırırken, soruna bölgesel dinamikleri harekete geçirerek diplomatik yollardan çözüm bulmaya çalışan bir devlet adamı rolünden vazgeçmiş gibi görünüyordu.
Duygusallık küreği ile seçim arifesinde oy küremek, haydi alıştığımız bir tamahkârlık. Ama İsrail’e en sert çıkışları Kaddafi ve Ahmedinejad ile birlikte Tayyip Erdoğan’ın yapması Libya ve İran yanında anılmamıza sebep olacaktır ki, bari buna mecbur kalmayalım.
Çünkü bu da bizim kalbimizi kırar!
Savaş Orta Doğu’ya asla barışı getiremez. Tüm tarafları kazandıracak yol tektir.
Sovyetler Birliği imparatorluğunu füzeler dağıtmadı.
Unutmayalım, çağın en büyük zaferi diplomasi ile kazanıldı.
Aptal savaş!
Haberin Devamı

