Aptal değiliz!

Yolsuzluk devletle vatandaş arasındaki sosyal mukaveleyi bozan bulaşıcı bir hastalıktır. Bu yüzden güven krizi yaşanıyor. Yaygınlaşan rüşveti vatandaş şöyle açıklıyor: Büyüğünü götüren siyasetçiler, küçüğünü götüren memurlara göz yumuyor

Haberin Devamı

Yolsuzluk devletle vatandaş arasındaki sosyal mukaveleyi bozan bulaşıcı bir hastalıktır.

Bu yüzden güven krizi yaşanıyor. Yaygınlaşan rüşveti vatandaş şöyle açıklıyor:

Büyüğünü götüren siyasetçiler, küçüğünü götüren memurlara göz yumuyor.

Bir okurumdan (Emekli Başkomiser Ahmet Gözübüyük) aldığım mektup, çoğumuzun beynini kemiren kurdu konuşturmuş:

"30 yıl devlet memurluğu yaptım. Hep varoşlarda kiracı oldum ve 5 lira tasarruf edemedim. Nasıl edeceksin, aldığın para belli.

Şimdi bir bakın devlet kurumlarının otoparklarına ve lojmanlarının park yerlerine.

Bu lüks otolar, yazlıklar, daireler nasıl alınır Allah aşkına, sırrını söyleyin. Memura bir arabayı çok görmüyorum ama rüşvetin küçüğü, büyüğü olmaz.

Bunlar herkesin gözü önünde olurken neden kimsenin sesi çıkmaz?"

Gizli dayanışma
Mahkûmiyetle sonuçlanan ender yolsuzluklardan biri İSKİ Skandalı idi. Onu da boşanan bir eş sağladı.

Şimdi Küçük Çekmece'de yine bir boşanma sayesinde İkinci İSKİ Skandalı'nın patlak verdiğine dair haberler var.

Eşlerin evlerinden izleyebildikleri yolsuzlukları, bu bürokratların amirleri ve çalışma arkadaşları görmüyor mu? Belli ki yıllardır yürüyen bir gizli dayanışma var.

Büyük yolsuzluklar için Meclis'in harekete geçmesi iyidir. Çünkü tepedekiler yiyemedikleri zaman altlarındakilere de yedirmezler.

Ama perakende tedbirler köklü çözümler getirmeye yetmiyor.

Çare milletvekilleri ve bakanların dokunulmazlıklarını daraltmaktır. Yolsuzlukla suçlanan siyasetçiyi veya bürokratı, mahkemesinden kaçıran devlet olmaz.

Türkiye sömürge mi, dokunulmazlar koloni yönetiminin imtiyazlı sınıfı mı?

İçimizdeki polis
AKP iktidarı, dokunulmazlık direnişine onurlu ve akılcı bir açıklama bulamaz.

Yaşamı kazancı ile uygun olmayan siyasetçiye ve bürokrata sistem "nereden buldun?" diye sorabilmelidir. "Vicdan Polisi" raporlu.. Kamu yöneticileri kazançlarını nereden sağladıklarını ispat etmek zorunda olduklarını bilirse belki "Akıl Polisi" çalışır.

Ulaştırma Bakanı'nın 24 yaşındaki oğlu, bir buçuk trilyon liralık bir geminin sahibi oldu. Allah helâl kazançlarla daha fazlasını versin.

Ama bu ülkede babası bürokrat olan milyonlarca insan var. 23-24 yaşında kaç liranın sahibi idi bunlar?

Milletin sessizliğini çaresizlik saymamalıdır kimse.

Haklarımızı savunamıyoruz; tepkisiziz, korkağız belki ama aptal değiliz!

DİĞER YENİ YAZILAR