Devlet adalet üstünde yükselen bir yapıdır. Kalitesini belirleyen ölçü de insanlık onurudur.
Bu ülkenin halkı, insanlık onurunu gözeten hassasiyeti hak ediyor. Özellikle de devlet-vatandaş ilişkilerinde...
İstanbul bu alanda başa gelebilecek en hazin yenilgilerden birine sahne oldu.
Onur Can 28 yaşında ODTÜ mezunu bir mimardı. Esrar satın aldığı gerekçesiyle 2 Haziran 2010 tarihinde gözaltına alındı.
Avukatı olmadan yapıldı ilk işlemler.
Birkaç kez bırakıldı, sonra bir bahane ile yeniden çağırıldı.
İçeride çeşitli işkence ve taciz zorlamalarına hedef oldu.
Kimbilir kaçıncı kez çağırıldığı Emniyet’e ifade için gitmeyi reddedip kaldığı evin üçüncü katından atlayarak hayatına son verdi.
Anne ve baba oğullarını canından bezdiren suçların suçlusu polisler hiç değilse disiplin cezası görürler ümidi ile beklediler.
Ama mahkeme “işkence, kötü muamele ve taciz Emniyet’in iç işidir” diyen bir karar oluşturdu.
Onur Can’ın anne ve babasına mahkeme, olayın Emniyet’in iç işi olduğunu, aileyi ilgilendirmediğini söylüyordu bu yorumu ile.
Anne Hatice Can haksızlığı iki ay taşıyabildi.
Oğlunun intiharının kendisini ne kadar çok ilgilendirdiğini anlatan itirazını aynı yolla, hayatından vazgeçerek anlatmaya kendini mecbur saydı.
Yargının mağdurları, üstüne bir de adalet yetmezliğinden acı çekmemeli.
Bağımsız yargının önünü tıkayanlar güçlerini adalet için kullanmalı!
Yakın tehlike
İktidarın HSYK’yı düzenlerken göze aldığı kadrolaşma yöntemi yakın tehdit niteliği taşıyor.
Birinci neden yargının hükümete bağlı bir devlet dairesi durumuna düşmesidir.
Bu oldu-bitti gerçekleşti ve rafa kaldırıldı denebilir mi?
Askeri atış talimlerinde “doldur-boşalt” denilen bir uygulama var; o yöntem kurumları işgal etmek isteyen iktidarlara ilham verebilir.
Kadrolaşma hedefi seçilmiş kurum boşaltılıp yeni bir kadro ile doldurulacaktır.
Anayasa hukukçusu Prof. Erdoğan Teziç işlemi “çok tehlikeli bir tasarruf” diye niteledi dün. Ve iktidarın başka bağımsız kurumları da aynı yöntemle dönüştürebileceği uyarısında bulundu.
Prof. Erdoğan Teziç “Geçmişte örneği var. Üniversitelerde yapabilirler” dedi.
Hukukun çiğnendiği yerde yargı çalışmıyorsa demokratik direnmenin meşru hak olacağını belirten Teziç, ağır sakatlık hâllerinde “yokluk” alternatifinin de yaptırım olabileceğini savundu.
Hukuk ve adalet çok konuştuğumuz ama az buluştuğumuz değerler olacak.
Ufukta öyle bir Türkiye var!
Annenin cevabı
Haberin Devamı

