Anne sesine kulak verin...

Haberin Devamı

Türkiye’nin terör konusundaki müzminleşmiş çelişkisini her gün başka bir sebeple yaşıyoruz.

Diyarbakır’da dün, dershane önünde bomba patlatılarak öldürülen fidanlar için anma töreni yapıldı.
Üstünden üç yıl geçmiş.

Bize “dün gibi” gelebilir ama siz onu bir de annelerine, ailelerine sorun.

Yedi kurbandan biri olan Eren Şahin’in annesi Oya Eronat dün tüm korkuları aşmış bir mağduriyetin ölüme meydan okuyan sesi oluyordu:

“Hayata dönemiyoruz. Güldüğümüz zaman suçluluk duygusuna kapılıyoruz. Bu şehrin geleceğini kararttılar. O kanlı ellerini bu şehirden çeksinler. 14-15 yaşında çocuklar kandırılıp dağa gönderiliyor. Terör estiriyorlar. Kimse sesini çıkaramıyor. Artık herkes cesur olsun istiyorum!”
Diyarbakır’da bu trajedi yaşanırken olayın öteki boyutunda silâhla siyaset yapan eli kanlı adamın yeni numaraları sahne alıyordu:

Öcalan dün, özerklik projesinin yanlış anlaşıldığını avukatları aracılığıyla topluma duyurdu. Tabii yine tehditler eşliğinde... Devlet büyüklerinin yüreğinde suikast vehimleri uyandırarak!

Şunu dedi: “Devleti bölmek istemiyoruz. Devletin yanına yeni bir devlet, bayrağın yanına yeni bir bayrak doğru değildir. Bu bir tuzaktır, uzak durulmalıdır.”

Takiyeci terörist

Teröristbaşı toplumun hafızası ile alay ediyor. Geçen yıl yol haritası adı altında kurduğu hayaller, Demokratik Özerk Kürdistan projesinin hedeflerinden sanki daha mı kanaatkârdı? Futbolda bile ayrı lig isteyen o değil miydi?
Zaten avukatlarının aracılık ettiği ifadeler çelişkilerle doludur. Bir yandan “ayrı devlet ayrı bayrak” istemediğini söylüyor, öbür yandan demokratik özerklik taslağının aceleyle erken açıklandığını anlatıyor.

PKK’yı devlet himayesinde uzaktan idare eden Öcalan’ın sabahtan akşama takiye siyaseti oluşturup onu uyguladığı, kendi çelişkileri ile ortaya çıkıyor.

Çok yakın bir geçmişte “silâh miadını doldurdu” diyen Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir’i neredeyse linç ettirecekti.

Unutmayalım, bu adam silâha ve şiddete tapan bir ırkçıdır.
“Devleti bölmek istemiyoruz” sözüne, içten pazarlıklılar hariç kimseyi inandıramaz.

Batıdaki Kürtler

İnandırmak istiyorsa dershane önünde üç yıl önce Eren Şahin’i ve arkadaşlarını niçin öldürdüler, kendi bebeklerine bile neden hiç acımadılar?
Teröristbaşı önce bunu anlatsın, Eren’in annesini ikna etsin, sonrası kolay.

“Terörle pazarlık olmaz” sözü bir insanlık mirasıdır. AKP iktidarı bu gerçeği değiştirmenin asla kazanılamayacak kumarına milleti ortak etmemelidir.

Toplum hep bölücü talepler seslendiren Kürtçülerin Güneydoğu’yu temsil ettiklerine inandırıldı. Bunu yapan siyasetçiler aslında demokratik bir çözüme şans tanımadılar, bölücülere ve bölünme siyasetlerine bilerek veya bilmeden yardım ettiler.

Arkadaşımız Ruşen Çakır’ın yazdığına göre Diyarbakır’ı ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Gül Belediye Başkanı Baydemir’e önemli bir hatırlatmada bulundu.
Kürtlerin çoğunun ülkenin batısında refah içinde yaşadıklarını, böyle provokatif girişimlerin en çok onlara zarar verebileceğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı’nın korkusunun gerçekleşmesini, ancak Eren Şahin’in annesinin çağrısına uyarak önleyebiliriz:
“Korku estiriyorlar. Kimse sesini çıkaramıyor. Herkes cesur olsun istiyorum.”

DİĞER YENİ YAZILAR