Siyaset her şart altında rakibi alt etmekle sınırlı bir faaliyet olmamalı.
Aksi takdirde can sıkan, kısır bir yarış haline gelir.
Nitekim tutuklu vekillerle ilgili yemin krizi artık can sıkmaya başladı.
Oysa her gün biraz daha net anlaşılıyor ki kriz bir hiçten doğmuştur.
Hapisteki milletvekillerinin zaten çoğunun bugün tutuklu olmamaları gerekiyordu.
AİHM hakkımızda verdiği mahkumiyet kararları ile bunu yüzlerce kez yüzümüze vurmuştur.
Bu duruma rağmen hukuksuzluk nasıl ve neden sürüyor?
Cevabı, hakim ve savcıların oluşturduğu bir meslek grubu için anlaşılmaz, acı ve komik...
Anayasanın emri
Meclis Başkanlığı’na aday olan Cemil Çiçek’in geçen gün CHP’yi ziyareti sırasında AİHM eski Yargıcı Rıza Türmen mahkemenin Türkiye ile ilgili kararlarını anlattı.
Hakimlerin bu kararlara uygun hareket etme mecburiyetlerini hatırlattı. Çünkü bu mecburiyet 90’ıncı maddedeki değişiklikle Anayasa emri olmuştur.
O değişiklik şu yolu gösteriyor:
Bizim kanunlarımız farklı hükümler içeriyor olsa bile yargıçlar karar verirken AİHM’nin kararlarını esas alacaktır!
Toplantıda biri “AİHM’nin bu kararları tercüme edilip bilgilenmeleri için hakim ve savcılarımıza neden gönderilmiyor?” diye sorunca eski Adalet Bakanı olan Çiçek “Bu zaten yapılıyor“ dedi.
Şimdi sormak lâzım:
Uzun tutuklulukların müsebbibi olan mahkemeler Anayasa suçu mu işliyor?
En uygun çözüm
Böyle bir ihtimal akla zarar olacağına göre geriye iki ihtimal kalıyor:
1. Hakim ve savcılar bakanlıktan gönderilen bilgilendirmeleri okumuyorlar;
2. Ne yapılması gerektiğini iyi bildikleri halde iktidarın hoşuna gideceğini düşündükleri şekilde karar veriyorlar!
Bu tablodan anlaşıldığı gibi yeni yasa üretmenin gereği ve faydası yok.
Uzun tutukluluk tercihlerinde ısrarcı olmamak konusunda adalet teşkilâtına tamim yayınlamanın da fazla bir yararı olmayabilir.
Hatta “müdahale” sayılıp tepki doğurması bile mümkündür.
Geriye ne kalıyor?
Çözümler arasında en gerçekçi ve süratli sonuç verecek formül “kanun yararına bozma” işlemidir.
Bunun iki kanalı var. Biri Adalet Bakanlığı, öteki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı..
Adalet Bakanı yaparsa “iktidarın kolunu büktüler“ diyenler çıkabilir.
Ama Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’dan kaynaklanan talep, yargı kurumunun sorunu kendi içinde çözmesi gibi görüleceği için daha saygıdeğer bulunacaktır.
Yargıya siyasi müdahale iddiaları temelsiz kalacaktır.
Tahliye talepleri reddedilen milletvekillerinin “kanun yararına bozma” talebi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmaları halinde krizi aşma yolunun önümüzdeki hafta açılmasını bekleyebiliriz.
Siyaset kurumu da yargı da ağır hasar görüyor.
Bitsin bu hukuksuzluk!
Anlaşılmaz, acı ve komik...
Haberin Devamı

