Anlaşamasanız bile konuşun...

Haberin Devamı

Bölücü terörü durdurup terör örgütünü siyaset yoluyla tasfiye etme şansı var mı; bunu henüz tam bilmiyoruz.

Ama gelişen iç ve dış şartların bir umut kapısı açtığını hissediyoruz.

CHP lideri Deniz Baykal’ın itirazı bu nedenle birçok çevrede tepki doğurmuştur.

Başbakan Erdoğan’ın DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’le buluşmasını terör örgütünü muhatap almak sayan Baykal bu tavrı ile siyaseti ve siyasetin aracı olan diyaloğu beyhudeliğe mahkûm etmiş olmuyor mu?

Dün Radikal gazetesinde Murat Yetkin DTP lideri Ahmet Türk’ün Deniz Baykal’a yönelik duygusal derinliği de olan sözlerini aktarmıştı.

Türk, uzun yıllar CHP ve SHP saflarında beraber çalıştıkları Deniz Baykal’ı aradığını söylüyordu.

“Cezaevinden yeni çıkmıştım. 1983 yazıydı. Deniz Baykal Diyarbakır’a gelmişti. O da yasaklıydı. Üstümüzde yıldızlar... Rakılar açıldı, çektiklerimizi konuştuk. Söz Diyarbakır Cezaevi’ne geldi. Ben anlattım, o dinledi. Ağlama noktasına geldik, Deniz Bey dedi ki: Bir daha Meclis’e girersek bunların hesabını soracağım...

Ben o duyguları paylaştığım Baykal’ı görmek istiyorum. Yeniden karşılıklı oturup rakı içip konuşabilsek keşke...”

Diyaloğun yararı

Tabii ki Baykal’ın şüphelerini hafife almaya kimsenin hakkı olamaz.

Kimse “Çözülsün de ne pahasına olursa olsun çözülsün” diyemez.

Siyasetin görevi Meclis’teki partileri konuşabilir halde tutmaktır. Çözümün çerçevesini Anayasa çiziyor. O çerçeveyi kırıp dökmeye hiçbir demokratik güç cesaret edemez.

Yani şu andaki ihtiyacımız, doğmuş bulunan çözüm iradesinin vaat ettiği umuttan yararlanarak DTP’yi terörü bitirme arayışının etkili bir aktörü haline getirmektir.

Ahmet Türk’ün şu sözleri, çözüm çabasına ortak edilmenin DTP üstünde yarattığı olumlu etkiyi sergiliyor:

“Biz ne ülke sınırları değişsin diyoruz ne de bizi hep itham ettikleri gibi Anayasa’ya Kürtler yazılsın diyoruz. Biz kimliğimiz, dilimiz inkâr edilmeden eşit vatandaşlar olarak yaşamak istiyoruz.”

Diyalog kanallarının biraz çalışması bile görüldüğü gibi çoğumuzu esir almış zehirli şüpheleri geçersiz kılabiliyor.

AKP’den CHP’ye...

Siyasetin olanaklarından sonuna kadar yararlanmaya mecburuz. Marifet DTP’yi PKK ile özdeş hale getirmek değil tersine, aralarındaki farkı belirgin hale getirmektir.

Ahmet Türk “Başbakan DTP ile konuşarak PKK ile görüşmüş sayılır” diyen Baykal’ın kendisini çok üzdüğünü söylüyor.

Bu tepkiyi bile diyalog ortamının DTP üstünde sağladığı olumlu bir değişim sayabiliriz.

Sonuçta bölücü terör sorununa çözüm hedefleyen bu süreçten CHP kendini uzak tutamaz. Sorumluluğu bozucu değil yapıcı olmaktır.

Sorunun siyaset yoluyla çözüleceğine olan inancını ortaya koymak ve rolünü yeniden tarif etmektir.

Tabii aynı yapıcı anlayışı iktidarın da sahiplenmesi gerekiyor. Ana muhalefet lideri “çözüm planınız ne?” diye sürekli soruyor, fakat cevap alamıyor.

DTP ile diyalog kuran Başbakan’ın açılım adını verdiği projeyi CHP’ye anlatmaması kabul edilemez.

AKP bu konuda gerçekten samimi ise önce Baykal’ın ortaya koyduğu endişelerin geçerli olmadığını gecikmeden ilân etmeli, hemen ardından da CHP’yi sürece dahil etmenin basiretini göstermelidir.


DİĞER YENİ YAZILAR