Ankara kriterleri

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan, yeni Anayasa konusunda umutlarının azaldığından söz etmiş...

Almanya dönüşü, zor günler için sakladığı çözüm formülünü de açıklamış:

“Dört partili uzlaşmanın çıkmaza girmesi hâlinde MHP veya CHP’den biri ile mutabakat arayışına girebiliriz” diyor.

Erdoğan’ın hayali Başbakan yetkilerini de kullanan bir Başkan, yani “Tek Adam” olmaktır.

Bu amaca destek vermenin vebaline hele 29 Ekim’de yaşananlardan sonra hiçbir parti ortak olmak istemeyeceğine göre büyük pazarlık yaşanacaktır.

CHP veya MHP, başkanlık rejiminin taşıdığı maceralara Türkiye’yi acaba hangi çıkar karşılığında sürüklemenin suç ortaklığına razı olabilir?

“Toplumsal mukavele” niteliğine zarar vermemek için dileriz ki Başbakan eksik oyları menfaate dayalı pazarlıklarla zorlamaz!

Fark yok mu; var!

“Çift başlılık” konusundaki soruya Başbakan’ın cevabı da ilgimi çekti.

“Cumhurbaşkanı ile fikir ayrılığımız yok” diye konuşmuş.

Bu yaklaşımında zarar gördüğünü düşündüğü bir tartışmayı kapatma çabası belli oluyor ama işe yarıyor mu?

Çünkü Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın anlayışları arasında, Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak ve Atatürk’e bağlılığını göstermek isteyen kalabalıkların önündeki polis barikatını kaldırıp yolu açmak ile o barikata dayanan masum insanları basınçlı suyla, biber gazı ile, copla, tekmeyle püskürten ceberrutluğun farkı vardır.

Önemi büyük mesajlardan birini AB’ye karşı vermiş Başbakan.

“Türkiye 50 yıldır kapıda bekliyor. Sonsuza kadar beklemeyiz. AB Türkiye’yi kaybedebilir” diyor.

Türkiye’nin kozlarını kullanmanın sakıncası yoktur. Ama Suriye’deki gibi ayarını kaçırmamak koşulu ile...

Biz de kaybederiz

Türkiye AB kapısında elli yıl bekleyerek bir şey kaybetmedi.

Tersine gerek ekonomisini, gerekse demokrasisini geliştirip zenginleştirdi.

Çok şey kazandı. AKP bile ikinci seçimdeki büyük sıçramasını, AB ideallerine bağlılık konusunda gösterdiği enerjik çabalara borçludur.

Bu enerji kaybolursa Başbakan emin olmalı ki partisi de çok şey kaybeder.

Bakın son yıllarda AKP iktidarı ruhen AB’den uzaklaştı.

Halbuki ret cevabı alsak da çağdaş demokrasiye yönelik yolculuğumuzdan geri kalmayacağımız iddia ediliyordu.

“Kopenhag kriterleri olmazsa Ankara kriterleri işler. Onlar da aynı özgürlükleri getirecektir” deniyordu.

Ama olmadı, olmuyor işte...

AB’den uzaklaşmanın maliyeti ortadadır; Polis barikatları, basınçlı su, biber gazı, cop, tekme, özel mahkemeler, tıka basa dolmuş zindanlar.

Evet, AB kaybeder ama Türkiye de kaybeder. Kaybediyor!

DİĞER YENİ YAZILAR