Anahtarı kullanın!

Haberin Devamı

Şimdiye kadar kimse, saygı gören kimliğini korkutucu eylemleri ile inşa eden “derin devlet”i tam tarif edememişti.

Her yere uzanan bir hayaletti o.

Ergenekon ikinci iddianamesi teşhisini ve adını koydu:

Devlet postuna giren çeteler kendilerini “derin devlet” diye yutturmuşlar!

Dava uğruna suikast dahil her türlü komployu, şiddeti mübah sayan kültür iddianameye göre bu yapının temeli olmuş.

Uluslararası haber ajansı Reuters iddianame ile ilgili haberi dünyaya “Türkiye darbelerle dolu kara geçmişini yavaş yavaş siliyor” yorumu ile verdi.

Böyle bir dileğe katılmayacak vatansever bulunamaz.

Mesele bu hedefe kararlılıkla yürüyecek adil bir mahkemenin varlığını görmek ve sonuna kadar ona güvenebilmektir.

Ergenekon adaletin tecelli ettiği bir dava mı olacak yoksa AKP muhaliflerini rehin tutan bir şantaj silâhı mı?

İddianamede popülizm kokan gereksiz ayrıntılar insanın yüreğine şüphe düşürüyor.

İlgili ilgisiz binlerce kişi gizlice izlenmiş dinlenmiş, aile mahremiyetlerine kadar girilmiş sadece AKP ve AKP’liler “muaf” kalmışlar; tuhaf değil mi?

Hilmi Özkök hazır...

Aslında ikinci iddianame ilkinden daha fazla derinlik taşıyor. Bunun nedeni Emekli Oramiral Örnek ile gazeteci Balbay’ın günlüklerinden yararlanılmış olmasıdır. Atfedilen kişiler kabul etmiyorlar ama savcılar günlüklerin “sabit” olduğunu söylüyorlar.

O zaman neden Balbay tutuklu olduğu halde Oramiral Örnek tanık bile değil?

Darbe planlarının yapıldığı dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, darbe girişimlerine ilişkin sorulara muhatap olduğunda “ne vardır, ne yoktur derim; söyleyebileceğim budur” demiş fakat mahkemeden talep gelirse ifade verebileceğini belirtmiştir.

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Örnek savcıların “sabittir” dediği günlüğüne 16 Mart 2004 tarihi ile düştüğü notta Genelkurmay Başkanı’nın “her şeyden haberli” olduğunu ve kendisine şunu söylediğini yazmış:

“Bütün belgeler elimde. Bunları devletin arşivlerine geçireceğim. Bu tarihi bir görevdir.”

TSK’yı zedeleme riski

Dan Brown’ın “Da Vinci Şifresi” adlı kitabındaki karmaşık ilişkiler ağı, Ergenekon iddianamelerinin yanında sade kalır.

Bu durum da sanki davanın bir an önce sonuçlanmasını istemeyen bir niyetin sürece egemen olduğu şüphesini doğuruyor.

İddianame, üç eski başbakandan Nihat Erim’e yönelik suikastta, Ecevit ve Özal’a yöneltilen suikast girişimlerinde Ergenekon izleri bulunduğunu iddia edecek kadar abartmıştır iddiasını...

Bu davada öncelikli hedef darbe girişimlerinin kanıtlanmasıdır. Yani konuları dağıtmak değil önemsenen suçlara yoğunlaşmaktır gerekli olan.

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök “Çağırın konuşayım” diyerek bu hedefi kolaylaştırıyor.

Herhalde birilerine yaranmak için yapmıyordur bunu.

Sürüncemeye sokulan dava en çok Türk Silâhlı Kuvvetleri’ne zarar verecektir.

Orduyu korumakla adalete ulaşma çabaları birbiri ile çelişmiyor, birbirini tamamlıyor.

Yargı, eski komutanın elindeki anahtarı kullanmalıdır!

DİĞER YENİ YAZILAR