Anahtar halkta

Fransız halkı net bir "hayır" ile Avrupa'nın geleceğini belirsizliğe sürükledi

Haberin Devamı

Fransız halkı net bir "hayır" ile Avrupa'nın geleceğini belirsizliğe sürükledi.

Ne olacak; Avrupa rüyası bitti mi?

Elbette bitmedi. Devrimci Fransızlar AB sürecini bir karşı devrim ile sakatlamıştır ama çağın şartları toparlanma mecburiyetini öylesine dayatıyor ki, çözüm bulunacaktır.

Avrupa Anayasası yarın da Hollanda'da halk oyuna sunulacak. Buradan da "hayır" çıkması sürpriz olmayacaktır.

Katmerli krize çıkış yolu bulmak, 16 Haziran'da toplanacak AB devlet ve hükümet başkanlan zirvesinin acil görevi olacaktır.

Küreselleşme baskısı hızlı bir çözüm dayatıyor. Gecikme Avrupa'yı güçsüz bırakacaktır.

Nitekim Fransa Dışişleri Bakanı Barnier dün önemli bir uyarıda bulunarak "Amerika ve Çin bizi beklemeyecek" dedi.

"Türkiye'siz olmaz"
Türk halkını ilgilendiren, Fransa'daki sonucun bizi ne ölçüde etkileyeceğidir.

AB Komisyonu Sözcüsü Françoise Le Bail anayasanın onay süreci ile AB'nin genişleme sürecinin farklı şeyler olduğunu söyledi. Bu açıklama Türkiye'nin 3 Ekim'de müzakerelere başlayacağını teyit ediyor.

Elbette "Türkiye'ye hayır" kampanyasının ektiği tohumlar, önümüze yeni zorluklar çıkaracaktır. Ama sonuçta verilecek siyasi karar akla dayanacaktır.

Turgut Özal kabinesinin Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu 1980'li yıllarda soğuyan Fransa ilişkilerini onarmak üzere Paris'e gittiğinde Mitterrand Cumhurbaşkanı, Chirac da Başbakandı.

İkisi de Halefoğlu'na neredeyse yirmi yıl önce şunu söylemişler:

"Avrupa Topluluğu 6 üyeli çekirdek durumunda kalsaydı Türkiye'nin aramızda yeri olamazdı. Ama topluluk genişleyecektir ve bu yapı artık Türkiyesiz olmaz!"

Avrupa anayasız yürür mü, yürümez mi, buna AB zirvesi karar verecektir ama Türkiye'yi Avrupa için gerekli kılan sebepler her gün çoğalıyor, çoğalacak.

Politika değişmeli..
ABD Dışişleri Bakanı Rice geçen gün "Türkiye ile Avrupa arasında medeniyetler çatışması olarak görülebilecek bir ayrıma katlanamayız. Bunun bedelini ödeyemeyiz" dedi.

On yıldan az olmayacak bir zaman sonra karar vakti geldiğinde bambaşka bir dünya, bambaşka bir Avrupa ve Türkiye olacaktır.

Bizim hedefimiz AB üyesi olmaya lâyık kaliteleri önce kendimiz için kazanmak olmalıdır.

O günün şartları, "Türkiye'ye hayır" diyen siyasetçilerden etkilenen retçi bir çoğunluk yaratma tehlikesini yine üretir mi?

Mümkündür. Siyasi rekabet dünyanın her yerinde akla ters düşebiliyor. Uygar insanlar da papaza kızıp oruç bozabiliyor.

Chirac'a kızdığı için ona inat "hayır" diyenler az değildir.

Türkiye'nin AB stratejisi köklü bir değişimin ilhamını almalı Fransa referandumundan.

Brüksel'in ve üye ülke hükümetlerinin gözüne girmek yeterli olmayacaktır artık.

AB'nin anahtarı kamuoyunda.. Türkiye, Avrupa halklarının gönlünü kazanmayı da öğrenmelidir.

DİĞER YENİ YAZILAR