Ampulde arıza!

Haberin Devamı

Başbakan’ın çok tekrarladığı bir slogan var hani: Durmak yok, yola devam!

Bence frene basıp durmak, olup bitene bakmak lâzım. Arızalar artmaya başladı çünkü. Bu yolun selâmete gitmediği görülüyor.

Baksanıza her yeni yolsuzluk olayında AKP’nin organik ilişkisi bulunmadığını kanıtlamak zorluktan imkânsızlığa dönüşüyor.

Birkaç ay öncesine kadar AKP “dişli bir iktidar” idi.

Kurumsal çaplı imar yolsuzluğu Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’yi götürdü.

Ama bu arada millet, Şaban Bey’in bağımsız bir dişli değil, para basan bir çarkın parçası olduğunu da iyi anladı. Yolsuzluktan istifa etmek zorunda kalmış bir yöneticiye parti liderinin övgüler düzmesi, ayakta uyuyanları bile uyandırmaz mı?

Şimdi siyasal İslâm piyasasının merhamet ışığı olarak şişirilen Deniz Feneri arıza yapmış bulunuyor. İddialar inanılır gibi değil.

Işığı sönmüş medya

Alman mahkemesindeki yargılama, Türkiye’ye uzanan suçları ve “Allah ile aldatma”nın çeşit çeşit günahını belgelerle gözlerimizin önüne seriyor.

Ama yazık ki halkın önemli bir kesimi göremiyor bu tiksindirici gerçekleri.

Çünkü tarikat ve cemaat disiplinine sokulmuş ilişkilerin bazı medya kuruluşları ile bazı kalem sahiplerini nasıl birer siyasal köle haline getirmiş olduğunu ibretle izliyoruz.

Bu medya kuruluşları ve içindeki oyuncular, okurlarının güven duygularını, onları olan bitenlerden habersiz bırakabilmek için kötüye kullanıyorlar. “Üç maymun”u oynuyorlar!

Düne kadar vicdanlarını bastırdılar diyelim peki dünkü gelişmenin patlatacağı hicap duygusuna nasıl dayanacaklar?

Çünkü Alman savcının sunduğu iddianamede, Almanya ve Türkiye’de birbirleriyle ilişkili şirketlerin sahiplerinin Milli Görüş ve AKP’ye sıkı sıkıya bağlı oldukları tespiti yapılıyor, ardından şu sarsıcı iddia ortaya konuyor:

Adalet partinin adı

“Dava süresince soruşturmalara defalarca siyasi etki yapılmaya, bilhassa Türk hükümeti tarafından tutukluluğa mani olunmaya çalışılmıştır!”

İktidarın yargı ile kavgası milli sınırları aşmış durumda. Çünkü iddianamede adı geçen bir kişi şu an Türkiye’deki radyo-TV yayıncılığının kamu otoritesini temsil ediyor.

Dün CHP lideri Baykal’ın gündeme getirdiği iddia, girdabı Başbakan’ın kapısına kadar taşımıştır.

Çünkü iddianameye göre dernek, Başbakan Erdoğan’a teslim edilmek üzere bir Alman organizatöre miktarı açıklanmayan yüklü bir para emanet etmiştir.

Baykal “Aldın mı?” diye soruyor Erdoğan’a.

Adalet Almanya’da işleyecek, bize de dedikodusunu yapmak mı düşecek?

Uzmanlar “Delil varsa Türkiye’deki savcılar da soruşturma başlatabilir” diyorlar.

Delil yığınla ama iktidarın kontrol ettiği bir yargı düzeninde o cesareti gösterecek kahraman kolay kolay çıkmaz.

AKP niçin bağımsız yargı istemiyor? Cevabı burada!

DİĞER YENİ YAZILAR