Talabani’nin PKK’yı ateşkes ilânına ikna ettiklerini açıkladığı gün alçaklar Mardin’de bir teğmeni şehit ettiler.
Vatana adanmış hayatını henüz yola çıkarken yitiren Jandarma Teğmen Cengiz Evranos’a Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyoruz.
Bölücü ihanete arka çıkan ve onları kullanarak siyaset yaptıklarını zanneden kötülük odakları, inanıyoruz ki evlât acısına boğulan ocaklardan yükselen bedduaların hışmına bir gün mutlaka uğrayacaklardır.
Kuzey Irak’ta barınan PKK’yı İran’a, hatta müttefiki Türkiye’ye karşı kullanan Bush yönetimi, keşke imkân olsaydı da Teğmen Evranos’un Balıkesir’deki evinden yükselen isyanı izleyebilseydi.
Şehit teğmenin babası “Tek sorumlu Amerika. PKK bir maşa” diye bağırıyor, sözleri beddualar arasında kayboluyordu.
AKP iktidarı döneminde bölücü terör, eski yoğunluğunu kazanma yoluna girmiştir. Şehit yakınlarından ve şehit cenazelerinden yükselen sesler gösteriyor ki bıçak kemiğe dayanmıştır.
PKK nedeniyle vatandaş Amerika’dan nefret ediyor, öbür yanda iktidar onur kırıcı bir sabır, daha doğrusu teslimiyet gösteriyor. Halkta uyanan haklı tepkiyi, Amerika’yı yanlıştan döndürmek yolunda niçin kullanamıyorlar?
Talabani’nin sözünü ettiği ateşkes, terörle işbirliği içinde olduklarının itirafıdır. Talabani Irak Devlet Başkanı olarak PKK’yı muhatap aldıklarını çekinmeden ortaya koyarken şunu da söylüyor:
İşgal güçleri Irak’tan çekildikten sonra iki üste 10 bin Amerikan askerinin kalmasını talep edeceklermiş.
“ABD güçlerinin varlığı içişlerimize karışmaya çalışanları korkutacak” diyor.
PKK’ya Kuzey Irak’ta sağlanan koruma sürecek demektir.
Ateşkes de sahte ateşkes olacaktır!
Fark etti
AB’den gelen “Asker siyasete müdahale ediyor” eleştirisine cevap Harbiye’den geldi.
Kara Harp Okulu’ndaki açılış töreninde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Başbuğ “Türk Silâhlı Kuvvetleri ulus devletin, üniter devletin ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuştur ve olmaya devam edecektir” dedi.
Başbuğ’un konuşması yeni komuta heyetinin farkını herkesin fark edebileceği ton ve içerikte oldu.
Komutan irticai tehdidin “bazı kesimler kabul etmese de” kaygı verici boyutlara ulaştığına, cemaat ve tarikatların “devrime karşı hareketlerin odağı” haline dönüşmekte olduklarına dikkatleri çekti.
Askerin bu tavrı, AB’den gelecek eleştirilerin dozunu artıracaktır.
Üye olmaya çalıştığımız AB ülkelerinin hiçbirinde din, bizdeki gibi devleti yönetmek ve insanların yaşam biçimini değiştirmek iddiasıyla hareket etmiyor.
Mazeretimizi AB’ye mi anlatmalıyız?
Hayır, bu gerçeğin bilincinde olan siyasetçileri seçmeyi kendimiz öğrenmeliyiz!

