Amerika ile dans

Haberin Devamı

Beyaz Saray’daki buluşmadan yansıyan bilgiler onur kırıcı bir çelişkiye işaret ediyor.

Washington Post gazetesine göre “Başkan Bush Türkiye’den, ihtilâflı bölgede ekonomik gelişmeyi artırmasını ve bölge için geniş bir siyasi çözüme yönelik girişim yapılmasını istemiştir.”

Üst düzey bir yönetim yetkilisine atfedilen haberde geçen “ihtilâflı bölge” deyimi herhalde Bush yönetiminin nitelemesi olamaz. Çünkü Türkiye, sınırları tartışılan bir ülke değil.

Terör hedefi olan yöreler dünyanın hiçbir yerinde “ihtilâflı bölge” diye anılmazlar.

Çok ayıp olurdu...

Haberdeki faul bundan ibaret değildir.

Terörle ne şekilde savaşacağına Türkiye Cumhuriyeti kendisi karar verir.

Haberde Başkan Bush’un Cumhurbaşkanı Gül’den Güneydoğu’da ekonomik gelişmeye ve siyasi çözüme yönelik girişim talebinde bulunduğu belirtiliyor ki bu kabul edilemez.

Türkiye’nin terörle mücadelesine destek olan süper devlet niteliği bile Amerika’ya politika dayatma imtiyazı vermez. Böyle bir talebe muhatap olmaya katlanmak Gül’e büyük sorumluluk ve ayıp yükler.

Nitekim Beyaz Saray’daki görüşme ardından bu konudaki soruları Gül sert bir tonla cevaplamış “Dışardan terör saldırısı gelirken kim siyasi çözümden bahseder ki? Böyle bir şey konuşulmadı; konuşmayız” demiştir.

Unutturulan laiklik

Mantık da gerçeğin böyle olmasını emrediyor.

Amerika’nın terörle mücadele desteğini şarta bağlaması düşünülemez. Türkiye böyle bir desteği istemez zaten.

Gül, Başkan Bush’a bölgede ekonomik gelişmeyi artıracak tedbirleri anlattığını, fakat siyasi çözüm adına hiçbir şey konuşulmadığını belirtirken inanıyoruz ki gerçeği ifade etmiştir.

Ekonomik planları paylaşmanın hiçbir sakıncası yoktur. Zaten yıllardan beri biliyoruz:

Bölgede gençleri, kaybetmekten korkacakları birer işe sahip kılmak, terörle mücadelede belki her tedbirin önündeki hedef olmalıdır.

O hedef yakalandığı zaman ülkeyi bölmeye çalışan nifakın en önemli bahanesi kalkacaktır. PKK’nın yıllardan beri bölgede yaşam kalitesini yükseltecek hizmet yatırımlarını ve istihdam yaratacak üretim yatırımlarını sabote etmesi sebepsiz değildir.

Amerika teröre karşı ek destekler vermek istiyorsa ekonomik kalkınmaya proje ve kaynak sağlayarak yardımcı olmalıdır.

Ama yine de ABD’nin dostluğunu asıl, Türkiye’deki laik rejimin dokunulmazlığına saygı göstererek kanıtlamasını bekleriz. Milliyet’te Sedat Ergin dün Beyaz Saray açıklamalarında artık Türkiye’nin demokrasi ile Müslümanlığı bir arada yaşayan örnek ülke olarak tanımlanıp övüldüğünü, bu örnek kimliğe ayrıcalığını kazandıran laik niteliği anmanın terk edildiğini yazıyordu.

Bunun için Amerika’ya mı yoksa bu durumdan hiç şikâyeti olsmayan AKP iktidarına mı kızmak lâzım; karar sizin!

DİĞER YENİ YAZILAR